Sınav duası, dilek duası, Sınavlarda Başarılı Olmak İçin Okunacak Sınav Duaları

Sınavlarda Başarılı Olmak İçin Okunacak Sınav Duaları



İmtihana (Sınava) girerken şu dua okunur:(isra suresi;80)

رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا

Rabbi edhılnî müdhalen sıdkin ve ahricni muhrace sıdkin ve’c’al li min ledünke sultânen nasîrâ.”


ANLAMI:Ya Rabbi!,Beni doğru bir giriş ile girdir ve yine doğru bir çıkış ile çikar.Katından bana yardım edici bir kuvvet ihsan eyle.”



Sınav için sıraya oturunca şu âyet okunur;

رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي


“Rabb’şrah li Sadri ve yessir li emri,va’hlül ukdeten min lisani,yefkahü kavlî.”


ANLAMI:Ya Rabbi!,Göğsümü ve gönlümü genişlet,işimi kolaylaştır,Dilimin bağını çöz,sözümü anlaşılır eyle.”



Sınav Başlayınca da şu dua okunur:

ياَحَيُّ ياَقَيّوُمُ بِرَ حْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ

"Ya Hayyu Yâ KayyûM, Bi Rahmetike esteğisû."

ANLAMI:Ey Hayy ve Kayyum olan Allah'ım, Senin Rahmetine Sığınıyorum."



kaynak: www.dualarimiz.com



Dilek ve Hacet Duası



Okunuşu:



Bismillahirrahmanirrahiym. Ve la havle ve la kuvvete illa billhi’l-Aliyyi’l-Azim. Allahümme inni es’elüke ya Kadimü, ya Daimü, ya Ferdü, ya Vitru, ya Ahadu, ya Samedü, ya Hayyü, ya Kayyumü, ya Ze’l- Celali ve’l-ikram. Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illahu aleyhi tevekkeltü ve Hüve Rabbü’l-Arşi’l-Azim.



Bilgi:



Hz.İsa (A.S.), bu mübârek duayı okur, ölüleri diriltirdi. Hâceti veya bir dileği olan, sabah namazını kıldıktan sonra Kıbleye karşı oturur, bu duayı 100 defa okursa dileği gerçekleşir.



Büyük Hacet Duası



Okunuşu:



Allâhumme ileyke eş’kû dâ’fe kuvvetiy ve kîllete hiletiy ve hevâniy alennâs; Yâ Erhamerrahimiyn ente Rabbül müstad’âfiyn; ente erhamu biy min entekileniy ilâ aduvvin bağiydin yetecehhemuniy ev ilâ sadıykın karîbin mellektehu emrî. İn lem tekûn gadbane aleyye felâ ubâliy gayre enne âfiyeteke ev seûliy. Euzü binûri vechikellezi eşrekat lehu zulûmatu ve salâha aleyhi emriddünya vel âhıreti en yenzile bi gadabüke ev yehılle aleyye sehatük; ve lekel utba hatta terda ve lâ havle velâ kuvvete illâ bike.



Anlamı:



"Allâhım kuvvetimin yetersiz kaldığını çaresiz olduğumu halk nazarında hor hakîr hale düştüğümü görüyorsun. Ya erhamer rahimiyn zayıf görülüp ezilenlerin Rabbi sensin. Kötü huylu ve kötü tavırlı yabancı düşmanın eline beni terketmiyecek hatta himayemi ellerine verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar Rahimsin.



Allâh’ım bana karşı gazablı değilsen; çektiğim eziyet ve belâlara hiç aldırış etmem. Ancak şu da var ki koruma sahan bunları da çektirmeyecek kadar geniştir. Allâh’ım gazabına maruz kalmaktan yahud rızasızlığından senin bütün zulmeti parıl parıl aydınlatan dünya ve âhıret hallerinin yegâne selâmete çıkartıcısı olan NUR’u Vechine sığınırım. Allâh’ım rızan olasıya senden affını diliyorum. Havl ve kuvvet ancak seninledir."



Bilgi:



Büyük belâya haksızlığa derde azaba düşenlerin okumasını hararetle tavsiye edeceğimiz bir duâdır.Gece kılınan namazdan sonra mümkünse secdede; veya beş vakit namazın farzlarının arkasından devam edilirse bu duâya kısa zamanda selâmete erilir inşâallah.



Amentü Duası

Açıklama

Amentü, Türkçe'de "inandım", "iman ettim" demektir. İman esaslarını ifâde için kullanılır.


Arapça Orjinal Yazılışı

آمَنْتُ بِاللهِ وَ مَلاَئِكَتِهِ وَ كُتُبِهِ وَ رُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَ شَرِّهِ مِنَ اللهُ تَعَالَى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقّ ٌ اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَ للهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَ رَسُولُهُ


Okunuşu

Âmentü billahi ve melâiketihi ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l-âhıri ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihi mine'llâhi teâlâ ve'l-ba'sü ba'de'l mevti hakk Eşhedü en lâ iâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh.


Anlamı

Ben, Allah-u Teâlâ'ya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allah-u Teâlâ'nın yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben, şehadet ederim ki, Allâhü Telâ'dan başka ilâh yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (s.a.v), Onun kulu ve peygamberidir.

Yasin Suresi



Yasin Suresi'nin Okunuşu

1. Yasın


2. Vel kur'anil hakiym


3. İnneke le minel murseliyn


4. Ala sıratım müstekıym


5. Tenziylel aziyzir rahıym


6. Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun


7. Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun


8. İnna cealna fı a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun


9. Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun


10. Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü'minun


11. İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım


12. İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm ve külle şey'in ahsaynahü fı imamim mübiyn


13. Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh iz caehel murselun


14. İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun


15. Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey'in in entüm illa tekzibun


16. Kalu rabbüna ya'lemü inna ileyküm le murselun


17. Ve ma aleyna illel belağul mübın


18. Kalu inna tetayyarna biküm leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym


19. Kalu tairuküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmüm müsrifun


20. Ve cae min aksal medıneti racülüy yes'a kale ya kavmittebiul murseliyn


21. İttebiu mel la yes'elüküm ecrav vehüm mühtedun


22. Ve ma liye la a'büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun


23. E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey'ev ve la yünkızun


24. İnnı izel le fı dalalim mübın


25. İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun


26. Kıyledhulil cenneh kale ya leyte kavmı ya'lemun


27. Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn


28. Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba'dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn


29. İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun


30. Ya hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun


31. Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim la yarciun


32. Ve in küllül lemma cemiy'ul ledeyna muhdarun


33. Ve ayetül lehümül erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye'külun


34. Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a'nabiv ve feccerna fiyha minel uyun


35. Li ye'külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim efela yeşkürun


36. Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya'lemun


37. Ve ayetül lehümül leyl neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun


38. Veş şemsü tecrı li müstekarril leha zalike takdiyrul aziyzil aliym


39. Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym


40. Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabikun nehar ve küllün fı felekiy yesbehun


41. Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun


42. Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun


43. Ve in neşe' nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun


44. İlla rahmetem minna ve metaan ila hıyn


45. Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun


46. Ve ma te'tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn


47. Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut'ımü mel lev yeşaüllahü at'amehu in entüm illa fı dalalim mübın


48. Ve yekulune meta hazel va'dü in küntüm sadikıyn


49. Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huzühüm vehüm yehıssımun


50. Fela yestetıy'une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun


51. Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun


52. Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekal murselun


53. İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy'ul ledeyna muhdarun


54. Fel yevme la tuzlemü nefsün şey'ev vela tüczevne illa ma küntüm ta'melun


55. İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun


56. Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun


57. Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun


58. Selamün kavlem mir rabbir rahıym


59. Vemtazül yevme eyyühel mücrimun


60. Elem a'hed ileyküm ya benı ademe el la ta'büdüş şeytan innehu leküm adüvvüm mübiyn


61. Ve enı'büduni haza sıratum müstekıym


62. Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta'kılun


63. Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun


64. Islevhel yevme bima küntüm tekfürun


65. El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun


66. Velev neşaü letamesna ala a'yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun


67. Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun


68. Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk efela ya'kılun


69. Ve ma alemnahüş şı'ra ve ma yembeğıy leh in hüve illa zikruv ve kur'anüm mübiyn


70. Li yünzira men kane hayyave ve yehıkkal kavlü alel kafirın


71. E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en'amen fehüm leha malikun


72. Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye'külun


73. Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib efela yeşkürun


74. Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun


75. La yestetıy'une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun


76. Fela yahzünke kavlühüm inna na'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun


77. Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın


78. Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım


79. Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve hüve bi külli halkın alım


80. Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun


81. Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm bela ve hüvel hallakul alım


82. İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe yekun


83. Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceun



Yasin Suresi'nin Türkçe Anlamı



1 - Yâsîn.



2-3 - Ey Muhammed! Hikmetli Kur'ân'a andolsun ki, sen risâlet görevi



4 - Dosdoğru bir yol üzerindesin.



5-6 - Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi, çok güçlü ve çok merhametli olan Allah'ın indirdiği (Kur'ân) ile korkutasın.



7 - Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.



8 - Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.



9 - Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.



10 - Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.



11 - Sen ancak Kur'ân'a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.



12 - Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir "imam-ı mübin"de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tesbit etmişizdir.



13 - Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.



14 - Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: "Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz." dediler.



15 - Onlar da: "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.



16 - Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz."



17 - "Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."



18 - Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."



19 - Peygamberler de şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz."



20 - O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere!"



21 - "Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir."



22 - "Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."



23 - "Hiç ben O'ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar."



24 - "Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."



25 - "Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni."



26 - (Sonra ona) "haydi gir cennete!" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi!"



27 - "Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."



28 - Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.



29 - Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.



30 - Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.



31 - Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar.



32 - Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir.



33 - Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.



34 - Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.



35 - (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?



36 - Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir.



37 - Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.



38 - Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.



39 - Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.



40 - Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.



41 - Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır.



42 - Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır.



43 - Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır.



44 - Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.



45 - Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman,



46 - Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.



47 - Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.



48 - Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar.



49 - Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.



50 - O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler.



51 - Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.



52 - Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.



53 - Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.



54 - Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.



55 - Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.



56 - Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.



57 - Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır.



58 - (Onlara) Rahîm olan Rab'den "selâm" sözü vardır.



59 - Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.



60-61 - "Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)



62 - Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?



63 - İşte bu size vaad edilen cehennemdir.



64 - Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için.



65 - Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder.



66 - Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?



67 - Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.



68 - Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?



69 - Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.



70 - (Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.



71 - Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.



72 - Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.



73 - Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?



74 - Onlar, Allah'tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.



75 - Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için bazı askerlerdir.



76 - O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.



77 - İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?



78 - Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: "Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?" dedi.



79 - De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir."



80 - Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.



81 - Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.



82 - O'nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.



83 - O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O'na döndürüleceksiniz.



İhlas Suresi

Açıklama

İhlâs, samimî olmak, dine içtenlikle bağlanmak, esaslarını sırf Allah rızası için uygulamak anlamınadır. Mekke'de inmiştir, 4 (dört) âyettir. İslâm'ın tevhid akîdesinin en özlü ve anlamlı ifadesidir.

Arapça Yazılışı

بسم الله الرحمن الرحيم



قُلْ هُوَ اَللهُ أَحَدٌ ۞ اَللهُ الصَّمَدُ ۞ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ۞ وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ و كُفُوًَا أَحَدُ م

Okunuşu

Bismillâhirrahmânirrahîm.



Gul hüvallâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün(l) lehû küfüven ehad.

Anlamı

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adı ile.



De ki; O Allah, bir tektir. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç; fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir.) Doğurmadı ve doğurulmadı. O'na bir denk de olmadı.



KONUT DUALARI



Birinci Kunut Duası

Okunuşu

“Allâhümme innâ neste’înüke ve nestağfiruke ve nestehdîk. Ve nü’minü bike ve netûbü ileyke ve netevekkelü ayeyk. Ve nüsnî aleyke’l-hayra küllehû neşküruke ve lâ nekfürük. Ve nahle’u ve netrukü men yefcürük.”


Anlamı

(Allah’ım biz senden yardım isteriz, günahlarımızı örtmeni, doğru yola iletmeni dileriz. Allah’ım! Sana iman ederiz, tevbe edip Sana döneriz, işlerimizde sana dayanır ve sana güveniriz. Seni överiz, bütün hayırlar Sendedir, verdiğin bunca nimetlerden dolayı Sana şükrederiz ve nankörlük etmeyiz. Sana karşı nankörlük eden günahkârı bir yana iter ve ondan ayrılır. (Onunla ilgimizi keseriz.)



İkinci Kunut Duası

Okunuşu

“Allâhümme iyyâke na’büdü ve leke nusallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfî dü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbek. İnne azâbeke bi’lküffâri mülhık.”


Anlamı

(Allah’ım! Biz ancak Sana ibâdet ve kulluk ederiz. Ancak Senin için namaz kılıp niyaz ederiz, yalnız Sana secde eder, yalnız sana koşarız. İbadetlerini sevinçle yaparız, rahmetinin çok olmasını ve devamını dileriz, azâbından korkarız. Şüphe yok ki, azâbın kâfirlere ulaşır.)



Not: Lütfen bu duaları abdest alarak ve inanarak okuyunuz.


Labels: , , ,



comment closed