Gençler Neler İstiyor

Gençler Neler İstiyor??

Ergenlik dönemi, gencin kimlik arayışında olduğu bir dönem. Kimliğin! bulmak için ise gençlerin örnek şahsiyetlere ihtiyaçları var. Bu, çoğu zaman yakınlarından biri olduğu gibi hayran oldukları biri ya da medyada boy gösteren ünlüler olabiliyor. Kimlik arayışları zaman zaman başkaldırı olarak da ortaya çıkıyor. Uzmanlar, aileleri böyle durumlarda anlayışlı olmaya çağırıyorlar. Uzmanlar, bu dönemin geçici olduğunu, çocukların üzerine bu dönemde fazla gidil-memesi gerektiğini ve çocuklarıyla arkadaş gibi iletişim kurmaları gerektiğini tavsiye ediyor ebeveynlere.

ADAM YERİNE KONMAK İSTENİYOR

Gençlerin en çok önem verdikleri şeyin "adam yerine konma" olduğuna işaret eden uzmanlar, ufak tefek olayların problem haline getirilmeden ve "çocuk elden gidiyor" paniğine kapılmadan çözüm için çocuklarla birlikte gereğinin yapılmasını vurguluyorlar.

BASKICI OLMAYIN

Ergenlikte yaşanan fiziki değişimler de genci zaman zaman kontrolsüz davranışlara itebilir. Bu dönemde çocukların istekleri konusunda baskıcı olmak yanlış.

GÜVENİNİ ZEDELEMEYİN

Ergenlikte çocuğun ailesine, ailenin de çocuğuna güvenmesinin önemine dikkat çeken uzmanlar, "Verdiğiniz sözde mutlaka dürün", "Çocuğunuzun size güvenerek sadece sizin bilmenizi istediği sırlarını başkasına anlatarak güvenini zedelemeyin" diyor. Ayrıca, yaptığı bir hatayı size açtığında ona aşırı tepki göstermeyin, çözümü kendisinin bulmasını sağlayın diyor, uzmanlar.

ZOR BİR DÖNEM

Sınavlara hazırlanan binlerce gencimiz bu dönemde ayrıca bir stres ortamında bulunuyor. O yaştaki insanlar için bu dönem bazı olumsuz davranışlara da yol açabilir. Önemli olan, bir plan etrafında öğrencinin ders çalışmasının sağlanması, derslerinin uygun dille nasıl gittiğinin sorulmasıdır. Öğretmen diyaloglarıyla da bu durum atlatılabilir.
Onlar çok şey istemiyor. Büyüdüklerini, kendi doğrularının da olduğunu ve bunlara değer ve önem verilmesi gerektiğini düşünerek artık kendi hayatları hakkında kendileri karar vermek istiyorlar!
Ne dersiniz? "Ben bebek değilim, büyüdüm" demekle
çok şey mi istiyorlar ?

GENÇLIK ÇAĞI

Gençlik dönemi bireyin yönelimlerinin ve enerjisinin en yoğun olduğu dönemdir. Birey, bu dönemde dış dünyaya açılmayı, karşı cinsi tanımayı, değişik sportif etkinliklerde bulunmayı, müzik ile ilgilenmeyi istemektedir. Belli bir eğitimden geçmemiş gençlerde de aynı eğilimler vardır. Çünkü genç, enerjisini harcamak, kişiliği ve yeteneklerini geliştirmek cabası içerisindedir. Bunları gerçekleştirmek için de, koyulmuş kurallara karşı çıkma eğilimindedir. Bu kuralları amaçlarım gerçekleştirmekte engel olarak görür.
Bu dönemde birey arkadaşlarından, ailesinden, okulundan ve iletişim araçlarından pek çok görüş, bakış açışı ve uyarı alır. Bunların çoğu ise "derslerinde başarılı olması ve belli bir mesleği seçmesi" ile ilgilidir. Ne yazık ki, eğitim sistemimiz öğrenciyi okumaya yönlendirecek, okulu ve derslerini sevdirecek özendirici ve ödüllendirici yapıdan yoksundur. Gençlik çağının gerektirdiği yayınların; özellikle de günümüz yazarlarının okullara girmeyişi, öğrenciyi okuldan ve okumaktan uzaklaştırmaktadır. Ancak üniversite sınavına hazırlanan gençlerin bu konuyla ilgili yayınlara yönelmemeleri, bol kitap okumaları ve kendilerini bu konuda bilinçlendirmeleri gerekmektedir. Bu sınavda başarılı olabilmenin ön koşulu ise etkili ve verimli çalışma tekniklerini öğrenmektir.

Aile Ortamına Ait Düzenleme
Öğrencinin içinde bulunduğu şartların tesbitinde ilk sırayı ailesi alır.
Bir insanın karakterini, ahlak yapısını oluşturan en önemli unsur; ailedir.
ÖSS yolcusu, aile ortamında anne ve babadan gerekli eğitimi, sevgiyi ve hoşgörüyü almışsa işi daha da kolaylaşacaktır. Çünkü insanın en önemli eğitim yuvası ailedir. Aile terbiyesini tam almamış bir öğrencinin hayattaki hedeflerine ulaşması imkansızdır. Aile, eğitim-öğretim temelini oluşturmaktadır. Temeli güçsüz olan bina en ufak fırtınada yıkılmaya mahkumdur.

Çocuk Ne Yaşarsa Onu Öğrenir

Anne ve babalar şunu çok iyi bilmelidir.
> Gülünç duruma düşürülen çocuk çekingen olur.
> Eleştirilen çocuk, her zaman kendisini kabahatli bulur.
> Kendine inanılmayan çocuk, yalancı, dolandırıcı olur.
>Kavgacı bir aile ortamında yetişen çocuk, düşmanca duygular beslemeye başlar.
> Sevgi ve muhabbet içinde büyüyen çocuk, sevmeyi öğrenir,
> Övülen çocukta başkalarını taklit etme ve değerlendirme alışkanlığı yerleşir.
> Kendisiyle paylaşılan şey, çocuğa her şeyi gereğini düşündürme, ince duygulu olma yeteneğini kazandırır.
> Kültürlü bir aile içinde yetişen çocuk, bilge olma mutluluğuna erişebilir.
>Kendisine anlayışla muamele yapılan çocuk, hoşgörü sahibi olur.
> Mutluluk içinde ömür süren çocuk, sevgiyi ve güzel olan şeyleri takdir etmeyi öğrenir.


Çocuklarının yarınlarından pişmanlık duymak istemiyorlarsa; şartlar ne olursa olsun çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek anne ve babanın birinci asli görevidir.


Labels: ,



comment closed