8.SINIF İNKİLAP TARİHİ 5.ÜNİTE ATATÜRKÇÜLÜK

5.ÜNİTE ATATÜRKÇÜLÜK 

8.SINIF İNKİLAP TARİHİ 5.ÜNİTE ATATÜRKÇÜLÜK ,8.SINIF İNKİLAP TARİHİ, 5.ÜNİTE ATATÜRKÇÜLÜK,8.SINIF İNKİLAP TARİHİ 5.ÜNİTE, ATATÜRKÇÜLÜK KONU ANLATIMI

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN TANIMI VE  ÖNEMİ 
Türk milletinin bugün ve gelecekte tam  bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması , devletin millet egemenliği esasına dayandırılması , aklın ve bilimin öncülüğünde türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi ü, devletin millet egemenliği esasına dayandırılması , aklın ve bilimin öncülüğünde türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması  amacıyla temelleri yine Atatürk tarafından  oluşturulan devlet hayatına, fikir hayatına, ekonomik hayata, toplumun temel kurumlarına  ilişkin gerçekçi düşüncelere ve ilkelere Atatürkçülük denir .
Atatürkçülük , türk milletinin ihtiyaçlarından ve tarihi gerçeklerinden  doğmuş olup ilerleme ve çağdaşlaşma amacı taşımaktadır . Atatürkçülük türk milletinin kültürüne ve medeniyetine dayanan  , birbirini destekleyen düşünceler ve ilkeler topluluğudur.
Atatürkçü düşünce sisteminin oluşmasında  Osmanlı devletinin çöküşü ve Fransız ihtilalinden sonra  ortaya çıkan sonra da tüm dünyada yaygınlaşan demokrasi , insan hakları , eşitlik adalet özgürlük, milliyetçilik gibi kavram ve ilkeler etkili olmuştur. Her alanda avrupanın gerisinde kalan Osmanlı devleti , xıx . yüzyılda dağılmaya başlamıştır. Bu dönemde dünyanın büyük bir kısmını sömürgeleştiren  Avrupa devletleri Osmanlı devleti’nden siyasi, ekonomik, hukuki ve dini konularda kapitülasyonlar olarak da bilinen çok geniş ayrıcalıklar elde etmişlerdi. Osmanlı devleti  her alanda avrupa’ ya bağımlı hale gelmişti.osmanlı aydınları  ve pek çok devlet adamı devleti  kurtarmak için geniş çaplı reformlara girişmişlerse de devletin  çöküşünü önleyemediler. Bir taraftan azınlık isyanları , bir taraftan İngiltere , Rusya Fransa gibi  Avrupa devletlerinin Osmanlı topraklarını paylaşma girişimleri Osmanlı devleti’nin sonunu hızlandırdı.
xx. yüzyıl başlarında yaşanan Trablusgarp, balkan ve birinci dünya savaşı ise ağır kayıplalar sonuçlanmış , türk halkı büyük acılar çekmiştir. Osmanlı devletinin içine düştüğü bu durum Mustafa kemali derinden etkilemiş ve Atatürkçü düşünce sisteminin doğmasına  ortam hazırlamıştır .   çünkü Atatürk , türk milletlinin çağdaş uygarlıklar düzeyine çıkmasını , mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmesini, kendi geleceği hakkında söz sahibi olmasını istiyordu.

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN NİTELİKLERİ 
Atatürkçülük birbirine bağlı ve birbirini tamamlayan aynı hedefe yönelik kendi içerisinde uyumlu ve tutarlı işleyen düşünce ve  ilkelerin oluşturduğu bir bütündür .
Atatürkçülük ,yabancı siyasi akımlar ve ideolojilerle açıklanamaz . inkılaplar ve ilkeler , türk milletinin ihtiyaçlarından  ve gerçeklerinden çıkmıştır . yabancı akımlar ve sistemlerle  bağdaştırılamaz.
Milli güç unsurları 
Bir milletin , ulusal hedeflere ulaşabilmek için  kullanabileceği maddi ve manevi kaynaklarının tümüne milli güç denir. Milli gücü oluşturan unsurlar şunlardır:
Siyasi güç 
Atatürkçü düşünce sisteminde siyasi güç, devlet yönetiminin milli iradeye dayanmasıdır . halk ile barışık , onun desteğini almış olan bir devlet  hem iç hem de dış politika da  etkili olabilir. Toplumsal  barış ve demokrasinin güçlendirilmesi ancak siyasi gücün etkisine bağlıdır
Ekonomik güç 
Üretim biçimleri ilişkileri toplum ve devlet yaşamının temel unsurlarındandır .  ekonomisi dışında bağımlı bir devlet asla  gelişemez  . Atatürk  ‘ ekonomik  açıdan bağımsız olmayan devletler , siyasi ve askeri  açıdan da  bağımsız olamazlar .’ sözü ile ekonominin önemini vurgulamıştır. Kapitülasyonların kaldırılması , ekonomik bağımsızlığımız doğrultusunda atılmış en önemli adımdır. Günümüzde de dünya siyasetinde  etkili olan  devletlere baktığımızda  ekonomik açıdan güçlü olma   gibi ortak bir özelliğe sahip olduklarını görürüz .
Askeri güç
Dış politikada  atatürk’ün ‘ yurtta barış dünyada barış’ ilkesini benimsemiş olan yeni türk devleti coğrafi konumunun önemine bağlı olarak her dönem iç ve dış tehditlerle  mücadele etmek zorunda kaldı . bu zorunluluk güçlü ve modern bir orduya sahip olmasını gerktirdi . türk ordusu bir yandan  modern silah araç ve gereçleriyle  donatılırken diğer yandan da eğitime önem verilerek dünyanın en güçlü ve saygın ordularından biri haline getirildi .
Sosyokültürel güç 
Bir ülkede eğitimli, kültürlü ve teknik bilgilere sahip insanların  oluşturduğu güce sosyokültürel güç denir. Milli gücün en önemli unsurudur. Bir ülkenin siyasi , ekonomik ve askeri gücü sosyokültürel gücüyle orantılıdır . her alanda  gelişmenin ve çağdaş uygarlık seviyesini yakalamanın öncü gücüdür. Bu nedenle Atatürk,  kurtuluş savaşı’nda  bir yandan düşmanla savaşırken bir yandan da maarif kongresini topladı . cumhuriyet döneminde eğitim ve kültür alanlarında devrimler yaptı.
ATATÜRK İLKELERİ 
ATATÜRK İLKELERİNİN OLUŞTUĞU  ORTAM 

Kurtuluş savaşı’mızın zaferle sonuçlanmasından sonra  uzun yıllardan beri birçok devletle savaşmak zorunda kalan ve bu nedenle  her yönden geri kalan  bir milletin ve memleketin çağdaş ulusların seviyesine  yükseltilmesi gerekiyordu . çünkü ülke yer altı ve yer üstü kaynaklarından iyi yararlanamaması sonucunda yolsuz, okulsuz, ışıksız kaldığı gibi  hayat bilinci olarak da batının mutlu uluslarından geri kalmıştı .
Atatürk  , öncelikle toplumda millet bilincini uyandırdı . eğer bu olmazsa milleti millet yapan niteliklerin kendisine bir yararı olamazdı . bir toplumun millet olması için onun uzun bir tarihi geçmişe sahip olması , ortak değerlerinin bulunması gerekliydi .
Kurtuluş savaşından sonra  sosyal  ve ekonomik sorunların yanında rejim sorunu da vardı . Atatürk , millet egemenliğine dayanmayan bir yönetimin sorunları çözemeyeceği görüşündeydi.atatürk , milli mücadeleyi millete mal ederek kazandı . milletin görüş ve düşüncelerini TBMM’ye yansıttı.türk milletinin gerçekleştirdiği bu yeni yöntem her alanda gelişmeyi ve güçlenmeyi hedef aldığından diğer ilkelerinde ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.
Atatürk ilkelerinin amacı 
Atatürk ilkeleri , Atatürkçü düşünce sistemini kurmak ve geliştirmek amacıyla ortaya konmuştur. Bu da devletin idealine bağlıdır . ilkelerin amacı aklın ve bilimin öncülüğünde türk milletini medeni ulusların seviyesine çıkarmaktır.
ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARININ DAYANDIĞI TEMEL ESASLAR 
Egemenliğin millete ait olması 
Atatürk ilke ve inkılaplarının temel dayanaklarından birisi de milli egemenliktir . milli egemenlik yönetme yetkisinin kaynağının  halkın iradesine dayanmasıdır. Mustafa kemal milli mücadele’yi örgütlemek için anadolu’ya geçerken milli iradeye dayanan yeni bir türk devleti kurmayı hedeflemiştir. Açılmasına öncülük yaptığı TBMM ile  bunun ilk adımını atan Mustafa kemal saltanatın kaldırılması , cumhuriyetin ilanı gibi  inkılaplarla bu hedefini de gerçekleştirdi .
Milli tarih bilinci 
Tarih hem insanlığın hem  de ulusların hafızasıdır. Tarihi olmayan ya da bu hafızayı kaybeden milletlerin siyasal varlıklarını sürdürmeleri imkansızdır. Mustafa kemal türk evladı atalarının geçmişte yaptıklarını öğrendikçe  kendisine güveni artacak ve o oranda geleceğe daha güvenli ilerleyecektir .diyerek milli tarih bilincinin önemini vurgulamıştır. Bu bilince sahip olanlar  ancak bağımsızlığın önemini kavrayabilir. Ülkesini ve milletini yüceltmek ve çağdaş uygarlık seviyesine yükseltmek için coşku ve heyecan ile çalışır.
Bağımsızlık ve özgürlük 
Tarih boyunca kendi vatanlarında bağımsız yaşamış olan türk milleti, başka toplumların egemenliği altında yaşamayı asla kabullenmemiştir. Mustafa kemal türk milletinin bu temel özelliğini kendi şahsında bağımsızlık benim temel karakterimdir sözüyle ifade etmiştir. Ayrıca bağımsız olmayan topluluklar asla özgür  olamazlar.
Milli kültürün geliştirilmesi 
Mustafa kemal çağdaş uygarlığı yakalama ve onu aşma hedefini gösterirken bunların gerçekleştirilebilmesinin temel koşulu olarak milli kültürün korunması ve geliştirilmesinin önemini de özellikle vurgulamıştır. Çünkü milli kültürünü koruyamayan, yabancı kültürlerin etkisi altına giren bir milletin siyasl varlığını sürdürmesi mümkün değildir.
Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarma hedefi 
Atatürk ilke ve inkılaplarının temel hedefi çağdaşlaşmak ve  batılaşmaktı . batılaşmanın hedeflenmesinin nedeni bilim , sanat ve  teknoloji deki öncülüğün batıda olmasındandı yoksa bu basit bir batı özentisiyle  açıklanabilecek bir hedef değildi .mustafa kemal’in türk ulusuna  gönderdiği bu hedefe ulaşmak ve daha da ileriye gitmek görevimizdir .
Milli birlik ve beraberlik ilke bütünlüğü
Bir milletin gönüllü olarak bir arda yaşaması bireylerinin sevgi ve saygıyla birbirine bağlanması ile  milli birlik ve beraberlik sağlanabilir. Bunu başarmış olan milletler karşılaştıkları zorlukları daha kolay aşarlar,  uygarlık yolunda dah hızlşı ilerlerler .ülkenin bütünlüğünün korunması  da milli birlik ve beraberliğe bağlıdır.
Vatan ve millet sevgisi 
Atatürkçülüğün  temel unsurlarından olan vatan ve millet sevgisi , Türklerin en belirgin karakteristik özelliklerinden biridir. Siyasi tarihlerinin başlangıcı olarak akbul edilen orta asya’da kurdukları devletlerden başlayarak vatanlarını en kutsal değer olarak kabul etmişler ve düşman saldırılarına karşı  vatanlarını korumak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamışlardır. Çok zor koşullarda örgütlenen ve zaferle sonuçlandırılan kurtuluş savaşıda bu geleneksel tutumun en iyi örneğidir.
Milli dil 
Bir ulusun kendi dili onun ulusal kimliğinin en önemli öğesidir . dilini kaybeden bir topluluğun varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Bu gerçeği en iyi şekilde kavrayan Mustafa kemal , türk dilinin özellikle yabancı sözcük ve  tamlamalardan arındırılmasına ve yeni Türkçe sözcükler üretilmesine önem vermiştir. Türk dili ile ilgili en önemli hedeflerinden birisi de Türkçenin ana dilimiz olduğu  ve kendi dilimizi konuşmamızın eğitimimizi Türkçe ile yapmamızın önemini azaltmaz . unutulmamalıdır ki bir ülkenin resmi dilinin yabancı bir dil olması sömürge toplumlara özgü bir durumdur.
CUMHURİYETÇİLİK
Bugünkü hükümetimizin , devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine , kendiliğinden  yaptığı  bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir .
Cumhuriyet hem devlet , hem de hükümet şeklidir.
Devlet şekli olarak cumhuriyet  ; egemenliğin bir kişi veya zümreye değil , toplumun tümüne ait olduğu bir yönetim sistemidir.
Hükümet şekli olarak cumhuriyet ; başta devlet başkanı olmak üzere devletin temel organlarının seçim ilkesine göre kurulmuş olduğu , özellikle bunların oluşmasında veraset ilkesinin rol oynamadığı bir hükümet sistemidir.

Cumhuriyetçilik ilkesinin özellikleri
Cumhuriyette temel ilke seçimdir
Cumhuriyet , kişilerin başkanlığında ve diğer kademelerde hayat boyu kalmalarına karşıdır
Cumhuriyet rejiminde egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir
Cumhuriyetçilik anayasamızda değiştirilemez ve değiştirilmesi telif edilemez şeklinde birinci madde olarak yer almıştır
Cumhuriyet rejimi demokratik bir  devlet şeklidir
Türk milletinin doğasına  bağımsız ve özgür yaşama  geleneğine en uygun yönetim şeklidir
Cumhuriyetçilik ile ilgili inkılaplar 

TBMM’NİN AÇILMASI :ulusal egemenlik anlayışını ve amacını doğrudan taşıyan bu gelişme   cumhuriyet düşüncesine ve rejimine yöneliktir.
Saltanatın kaldırılması : kişi  egemenliğinden ulus  egemenliğine  geçişin somut  aşamalarından biri olan bu değişme Osmanlı soyunun egemenliğine son vermiştir.
Cumhuriyetin ilanı : doğrudan cumhuriyetçilik ilkesinin uygulanmasıdır.
Halifeliğin kaldırılması: cumhuriyet rejimini kurmaktan çok  geliştirmeye yöneliktir. Ulusal topluma  geçişinin önemli aşamalarındandır.
1921 ve 1924 anayasalarının kabulü: bir devletin dayanacağı esasları içeren bu anayasalarda egemenlik kayıtsız şartsız  ulusa dayandırılmıştır .
Çok partili sisteme geçiş denemeleri : demokrasi çabaları içinde önemli bir yer tutmuştur . farklı görüşlerin siyasal alanda örgütlenebilme özgürlüğü cumhuriyetçilikle doğrudan ilişkilidir.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması : toplumun temel dinamiği olan kadınlara  1930’da yerel seçimlere katılma , 19342te milletvekili seçme ve seçilme haklarının verilmesi ulusal iradenin TBMM’ye yansıması  cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilen bir yeniliktir.
Cumhuriyetçilik ilkesinin  amacı , ülkede demokrasinin ve ulusal egemenliğin  uygulanmasını sağlamaktır .

MİLLİYETÇİLİK (ULUSÇULUK) 
Diyarbakırlı , Erzurumlu , Vanlı ,Trakyalı her bir soyun evlatları ve  aynı cevherin damarlarıdır.
Ulusun varlığını sürdürmesi ve yüceltmesi için birlikte çalışmayı ; bu çalışma ve bilinci diğer kuşaklara  da yansıtmayı esas alan bir ilkedir. Laiklikle birlikte bütün inkılapların temelinde yer alan bu ilke, Misakımilli sınırları içinde yaşayan herkesi devletin vatandaşı olarak  kabul eden bir anlayışa dayanan , daha çok  kültürel bir milliyetçilik niteliğine sahipti.
Atatürk  milliyetçiliğinin özellikleri
Laiktir; çünkü din birliğine değil , birlikte yaşama arzusuna dayanır
Demokratiktir çünkü eşitlik  prensibine dayanır
İnsancıldır çünkü insanı temel öge olarak alır
Irkçı değildir çünkü türk ırkının üstünlüğüne değil , ulusaların eşitliği temeline dayanır , siyasi varlıkta birliğe , ülkü ve tarih birliğine , vatandaşlık ve yurttaşlık bağlarına dayanır
Bağımsızlıkçıdır çünkü ulusal bağımsızlığı temel alır  ve yayılmacı amaç taşımaz
Atatürk milliyetçiliği , türk ulusunun batı karşısında kendine güven kazanmasından yanadır. Kurtuluş savaşının kazanılmasında önemli bir işlev görmüştür .
Milliyetçilik ilkesi doğrultusunda yapılan inkılaplar
Ulusal bağımsızlığı kazanmak için atılan tüm adımlar  ;
•    Milli bir devletin kurulması
•    TBMM’nin açılması
•    Saltanatın ve hilafeliğin kaldırılması
•    İzmir’de iktisat kongresi’nin toplanması ve misakı iktisat kararlarının alınması
•    Kapitülasyonların kaldırılması
•    Medreselerle tekke ve zaviyelerin kapatılması
•    Kabotaj kanununun çıkarılması
•    Türk tarih kurumunun kurulması
•    Türk dil  kurumunun kurulması
•    Yabancı okulların ayrıcalıklarının kaldırılarak milli eğitim bakanlığına bağlanması
•    Yabancı okullarda Türkçe , tarih ve coğrafya derslerinin türk öğretmenler tarafından ve Türkçe okutulması
•    Yabancı işletmelerin satın alınması
•    Türk parasını koruma kanunu’nun çıkarılması
•    Reji iradesinin yabancılardan satın alınması
•    Yerli tüccarların yabancı tüccarlara karşı korunması için gümrük vergilerinin yükseltilmesi 

Milliyetçiliğin topluma sağladığı faydalar 
Kurtuluş savaşımızın örgütlenmesinde ve kazanılmasında belirleyici rol oynamıştır
Milletimizin iç ve dış tehditler karşısında bütünleşmesini sağlamıştır
Türk toplumunu din , mezhep, ırk ve sınıf kavgalarından koruyarak milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirmiştir .

HALKÇILIK 
Yaslar önünde mutlak bir eşitlik kabul eden  ve hiçbir kişiye,hiçbir aileye , hiçbir sınıfa,hiçbir cemaata ayrıcalık tanmımayan kişiler halktandır ve halkçıdırlar.
Bir ulusum oluşturan toplumsal grupların içinde yer alan  insanların oluşturduğu topluluğa halk  denir . cumhuriyetçilik ve milliyetçiliğin zorunlu sonucudur. Atatürk’e göre millet ile halk aynı  anlama gelir. Halkçılık esas olarak toplumsal eşitliği temel alır. Bu  ilkeyi yerleştirmek amacıyla yapılan inkılapların özü eşitliği sağlamaya ve refahı arttırmaya yöneliktir.
Halkçılık genel anlamıyla , devletin her eyleminde halkın çıkarlarını gözetirken din, dil ,ırk ve sınıf farkı gözetmemesidir.
Halka sosyal ve ekonomik durumları ne olursa olsun  yasalarda ve uygulamalarda eşit davranmaktır.  O  halde halkçılık  sosyal devlet olmanın bir gereğidir.
Halkçılık ulusum oluşturan çeşitli insan gruplarının çıkarına ve yararına bir siyaset izlenmesini , halkın kendi kendini yönetmesini gerektirir.
Cumhuriyet halkın kendi öneticilerini kendisinin seçmesi anlamına geldiğine göre  cumhuriyet bir halk  rejimidir . o halde halkçılık ve cumhuriyetçilik arasında sıkı bir  bağ vardır.
Ulusu  halk oluşturduğuna göre ulusçuluk , türk halkının mutluluğu için çalışmak , ortak geçmiş ve geleceğe halkla birlikte inanmak demektir. O  halde ulusçuluk ile halkçılık ilkeleri  arasında sıkı bir ilişki vardır.

Halkçılık ilkesi doğrultusunda yapılan inkılaplar
•    cumhuriyetin ilanıyla egemenliğin doğrudan halka verilmesi
•    kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilerek siyasi alanda kadın erkek eşitliğinin sağlanması
•    hukuk birliğinin oluşturulmasıyla herkesin kanunlar karşısında eşit olmasını sağlanması
•    azınlıkların türk vatandaşı kabul edilerek ayrıcalıklarının sona erdirilmesi ve toplumda eşitliğin sağlanması
•    medeni kanunun kabul edilmesiyle sosyal ve ekonomik  alanlarda kadın erkek eşitliğinin sağlanması
•    devlet gelirlerinin büyük bir kısmını oluşturan aşar vergisinin halkın yararı  gözetilerek kaldırılması
•    sosyal devlet anlayışının benimsenmesi
•    soyadı kanununun yanı sıra çıkarılan bir kanunla ‘ ağa,hacı , hoca ,hafız , molla , bey’ gibi ayrıcalıklar belirten eski unvanların kaldırılması
•    okuma yazma seferberliğinin başlatılması

Halkçılığın Türk toplumuna sağladığı faydalar 
Toplumsal birlik ve beraberliği pekiştirdi
Toplumun farklı kesimlerini hukuk  ve sosyal alanda eşitledi
Milli egemenliği güçlendirdi
LAİKLİK 
Din ve devletin ayrılma prensibi , devletçe ve hükümetçe dinsizliğin desteklendiği anlamına gelmez . din ve devlet  işlerinin birbirinden ayrılması , dinin devleti irade edenlerle , edeceklerin elinde araç olmaktan kurtuluş güvencesidir.
Laiklik devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil , akla ve bilime  dayandırılmasıdır .. ancak kişinin de dini inancına  ve vicdan hürriyetine  karışılmaması , herkesin din ve inancının gereklerini serbestçe yerine getirebilmesine olanak sağlanmasıdır .
Laiklik ilkesinin genel özellikleri
•    din ve devlet işleri birbirinden ayrılmıştır
•    laik bir devlette yönetim ve toplum ihyaçları  din kurallarına göre değil , akılcı ve bilimsel yollarla giderilmeye çalışılmıştır.
•    Laiklik ilkesiyle kişilere din vicdan ve ibadet özgürlüğü sağlanmıştır.
•    Laiklik ilkesine göre devlet gerçek bir kişi olmadığından resmi bir dini yoktur . laiklikte devletin belli bir dine üstünlük tanıması , onun kurallarını devlet gücüyle benimsetme ve uygulatma tutumu yoktur .
•    Herkes din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
•    Devletin egemenlik gücü ilahi kaynaklara değil millet iradesine dayandırılmıştır.
•    Laiklik ilkesi ,türk toplumunun batılaşmasına ve çağdaşlaşmasına ortam hazırlamıştır
•    Atatürk laiklik ilkesiyle , dini  faaliyetlerin çıkar amacıyla  kullanılmasının  önlenmesini , bilimsel esasların ve ileri teknolojinin yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlamıştır .
•    Atatürk ,laiklik ilkesinden kesinlikle taviz vermemiştir .
•    Laiklik atatürk’ün yeni türk devletinin teminetı olarak değerlendirdiği cumhuriyetçilik ilkesiyle  birlikte her türlü tartışmanın dışında tutulmasını istediği ilkedir.
Laiklikle ilgili inkılaplar 
Saltanatın kaldırılması : saltanat sisteminde egemenlik , tanrısal nitelikliydi . bu kurumun kaldırılması devlet düzeninin laikleştirilmesinin ilk adımıdır.
Halifeliğin kaldırılması : dini bir kurumun kaldırılması  ve yerine  siyasi iradenin belirlediği bir örgütlenmeye gidilmesi laik bir devlet için en önemli aşamadır . bu olaydan sonra devlet düzeninin ve hukuk kurallarının laikleşmesi süreci hızlanmıştır.
Şeriye ve evkaf vekaletinin kaldırılması : toplumun yaşayışında dinsel kurallar yerine çağdaş ve akla dayalı kuralların egemen olması yönünde atılmış bir adımdır.  Bu  bakanlığın kaldırılmasıyla  devlet uygulamalarının dinsel açıdan denetlenmesi uygulamasına son verilmiştir.
Tekke zaviye ve türbelerin kapatılması ; devlet düzeninin , toplum hayatının ve bir anlamda da ,eğitimin laikleşmesi amacına dönüktür.
Medeni kanunun kabulü : hukukun laikleştirilmesinde  ve toplumsal yapının çağdaşlaştırılması doğrultusunda atılan önemli bir adımdı.
Maarif teşkilatı hakkındaki kanunun çıkarılması : devlet ve toplum  yaşayışını düzenlemesinde en etkili öge olan eğitimin laikleşmesiyle doğrudan ilgilidir.
1924 anayasası’ndaki değişiklilik : Bu  anayasada yer alan devletin dini islamdır hükmü 1926’da anayasadan çıkarıldı .  19372de laiklik ilkesinin diğer temel ilkelerle birlikte anayasaya eklenmesiyle laiklik ilkesi doğrultusunda önemli adımlar atılmış oldu . bu ise laik devlet düzeninin kanıtıdır.
Laiklik ilkesinin Türk toplumuna sağladığı faydalar    
•    Bu ilke ile toplumsal alanda kaynaşma sağlanmıştır
•    Türkiye’de hukuk birliğinin sağlanmasında etkili olmuştur
•    Toplum hayatında dine  , ananca, insana saygı  ve hoşgörü gelişmiştir
•    Laiklik ilkesi sayesinde yabancı devletleri azınlıkları bahane ederek iç işlerimize karışmaları engellenmiştir
•    Türkiye’nin çağdaşlaşması hızlanmıştır
•    Din ve vicdan hürriyeti sağlanmıştır
•     Toplumsal yaşam ve  devletin işleyişinde  akıl ve bilimin esas alınmasının zemini oluşturulmuştur .
DEVLETÇİLİK 
Devletçiliğin  bizce anlamı şudur: kişilerin özel teşebbüslerine şahsi faaliyetlerini esas tutmak , fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak ekonomisini devletin eline almasıdır .
Devlet , toplum halinde yaşayan insanların aralarındaki düzeni kurmak ve sürdürmek için oluşturdukları bir güçtür. Diğer bir ifadeyle içte ve dışta siyasi  otoriteyi sağlar . bu tanımla ifade edilen devlet  kavramının  gelişmesiyle modern bir devlet ortaya çıkmıştır.
Bir devletin düzeni korumak için koyduğu yasaları uygulayan , yani yürütme gücü olan kuruma hükümet denir . halkın temsilcileri  seçimle iş başına geliyorsa bu cumhuriyet iradesi demektir .
Bir devletin temel yapısı içinde hükümetler geçicidir . buna karşılık devlet kalıcıdır.
Bir devletin toplum düzenini sağlamak için başvurduğu müdahalere devletçilik denir
Devletçiliğin ölçüsü toplumlara, zamana ve ihtiyaçlara göre değişir
Devletin , toplumun her kesimine ve kurumuna müdahale  etmesinden doğan devletçilik ekonomiye de müdahale eder.
Atatürk’e göre geniş anlamıyla devletçilik , vatandaşın gelişmesi ve yücelmesi için gerekli alanlara devletin müdahale etmesidir. Bu müdahale , eşitlik ve özgürlük temellerine dayanmalıdır.
Ekonomideki Atatürkçü devletçilik ise toplumun  tümünü doğrudan ilgilendiren ekonomiye  devletin müdahalesini öngörür . özellikle devletçilik ; özel sermayenin yeterli olmamasından dolayı sanayi kuruluşlarının devlet sermayesi ile oluşturulmasıdır . ekonomide planlı bir yönetimi öngören atatürk’ün devletçilik ilkesi , özel sektörü de dışlamayan bir özelliğe sahiptir.
Devletçilik ilkesinin özellikleri
Devletçilik halkçılığın zorunlu bir sonucudur
Devletçilik güçlü ve  çağdaş bir devlet meydana getirmeyi amaçlar
Cumhuriyetin ilk yıllarında  türk milletinin ve  devletinin durumundan dolayı zorunlu olarak uygulanmış olan bir ilkedir.
Devletçilik ilkesi doğrultusunda yapılan  inkılaplar
•     Beş yıllık kalkınma planının yapılması , bu plan doğrultusunda dokuma , maden , selüloz seramik, kimya sanayinde  fabrika ve işletmeler kurulması
•    sanayi yatırımlarını desteklemek için  Sümerbank ve etibank’ın kurulması
•    devlet bankalarının kurulması
•    faiz oranlarının devlet tarafından belirlenmesi
•    temel tüketim mallarının fiyatlarının devlet tarafından belirlenmesi
•    eğitim , sağlık , ulaşım , kültür ve sanat alanlarında halkın gereksinimlerini karşılayabilmek için  yatırımlar yapılması
İNKILAPÇILIK 
Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların   gayesi Türkiye cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görünüşü ile uygar bir toplum haline ulaştırmaktır .
İnkılap , türk milletini son asırlarda geri bırakan müesseseleri yıkarak yerlerine milletin en yüksek medeni gereklere göre ilerlemesini sağlayacak müesseseleri kurmaktır.
İnkılapçılık batılaşma ve çağdaşlaşma yolunda daima ileriye , çağdaş uygarlığa  yönelmektir .inkılapçılık, sadece inkılapları savunmayı değil , onları geliştirmeyi , çağdaş  hayatın gereklerine  uydurmayı da içine alır .
Atatürk inkılapçılık ilkesiyle diğer ilkelerinde  canlı kalmasını ve  devamını sağlamıştır. Atatürkçülüğün durağan bir düşünce sistemi olmasını engellemiştir .
BÜTÜNLEYİCİ İLKELER 
Ulusal egemenlik 
Yönetimin kaynağının ulusun özgür iradesine dayanmasıdır.bu yüzdem milliyetçilik ilkesini bütünler.  Dünya ya Fransız ihtilali’nden donra yayılan bu ilke , bizde ilk kez kurtuluş savaşı süresince Amasya genelgesinde yer almıştır.
TBMM’nin açılması , saltanatın kaldırılması  ve  cumhuriyetin ilan edilmesi bu ilke doğrultusundaki inkılaplardır . cumhuriyetin kurulmasına  dönük tüm çabalar ulusal egemenlik ile ilgili olarak değerlendirilebilir.
Tam bağımsızlık 
Bir devletin siyasi , ekonomik ve askeri alanlarda özgürce politika üretmesi ve uygulaması durumudur.  Ülke topraklarının  yabancılar tarafından işgali durumunda tutsaklık yani toplumsal kölelik durumu ortaya çıkar. Ulusal bağımsızlık ülke toprakları içinden  yabancı güçlerin çıkarılmasıyla gerçeklerşir. Bu  nedenle milliyetçilik ilkesini bütünler . bağımsızlığın siyasal , ekonomik , kültürel vb. alanlarında sağlanması tam bağımsızlık olarak ifade edilir .
Milli birlik ve beraberlik , ülke bütünlüğü 
Milli birlik ve beraberlik  , milletçe birliği , gönüllü bir arada yaşamayı ifade eder. Böylece milletin sevgi ve saygı ile birbirlerine baplanmasını , ortak ideallere yönelik olarak varlığını devam ettirmesini sağlar . milli birlik ve beraberlik aynı zamanda ülke bütünlüğünün korunmasını gerektirir . bu ilke milliyetçilik ilkesinin bütünleyicisidir.
Yurtta barış dünyada barış 
Ülke içinde barış , o  ülkede yaşayan insanların refah ve mutluluğuyla  doğrudan ilgilidir . bu nedenle halkçılık ilkesini bütünler.
Türkiye’nin dış politikasının esas olarak kendi sınırlarını  korumaya yönelik olması  ise barışçı bir dış politika anlamına  gelir bu  nedenle de milliyetçilik ilkesini bütünler.

özgürlükçülük 
saltanat tek kişinin egemenliği olduğundan o ülkede yaşayan insanların  yurttaş değil kul olması söz konusudur. Bu duruma son veren yönetim cumhuriyet olduğundan  cumhuriyetçilik ilkesini bütünler .
dış politikada başka ülkelere bağlı olmak bağımsızlık ile çelişir.  Diğer devletlere karşı özgür bir politika yürütebilmek de milliyetçilik ilkesini bütünler.
Çağdaşlaşma ve batılaşma
Toplumun tüm kurum ve kuruluşların çağın gerektirdiği  bir biçimde düzenlenmesi , çağın koşullarına göre devlet ve toplum hayatının yapılandırılması türk inkılabı için önemli bir hedef olmuştur.
Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak , uygar toplumlar içinde yerimizi almak amacı türkiye’de çağdaşlaşma ve batılaşma olarak açıklanmıştır.bu yüzden batılaşma , batının tüm değerlerini almak değildir . nitekim türk inkılabının temelini  , batının yayılmacı siyaset izleyen güçlerine karşı verilen mücadele oluşturur.
Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak için  ileri batı ülkeleri örnek alınmıştır. Bunun sonucunda Osmanlı devletinden kalan eski kurumlar kaldırılırken yeni kurum ve kurallar kabul edilmiştir. Bu nedenle inkılapçılığı bütünler.
Batı kaynaklı kurum ve kurallar kabul edilirken kaldırılan kurumlar ise dinsel niteliktir. Bu  nedenle laikliği bütünler.
Akılcılık ve bilimsellik 
Türk inkılabının temel özelliği akla ve bilime dayanmasıdır. Akılcılık gerçeği arayıp bulmaya yarayan yoldur. Bilimsellik ise devlet ve toplum hayatında bilime yer verme  , bilimi değerlendirmedir. Olaylara bilimsel gözle bakılmalı , bilimsel yöntemlerle incelenmelidir.  Böylece hurafeler ve ön yargıların yerine  aklın ve bilimin egemenliği geçecektir. Akılcılık ve bilimsellik sürekli gelişmeyi , ilerlemeyi sağladığından  laiklik ve inkılapçılık ilkelerini bütünler. 
Akılcılık ve bilimsellik , atatürk’ün davranışlarının belirleyicisi olmuştur. İnkılap hareketleri de bu çerçeve içinde gerçekleştirilmiştir.  Böylece hukuk , eğitim ,toplumsal ekonomik hayatın düzenlenmesinde akıl ve bilim asıl rehber olarak kabul edilmiştir.
İnsan ve insanlık sevgisi
Kendi insanını yüceltmek, onun ekonomik , kültürel ve  sosyal  gereksinimlerini karşılamaktan geçer. Bunları sağlamak ise  halkçılık ilkesinin gereğidir.
Dünyada tüm ulusların haklarına saygılı olmak ise saldırgan değil , barışçı bir politikadan geçer . bu nedenle de milliyetçiliği bütünler.

Labels:



comment closed