8.Sınıf Inkılap tarihi 2.Ünite Milli Uyanış

2. ÜNİTE MİLLİ UYANIŞ:

YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER

20. YÜZYILIN BAŞLARINDA AVRUPA

18. yüzyılın ortalarında İngiltere’de başlayan sanayi inkılabı ile 1789’da gerçekleşen Fransız İhtilali, Avrupa’yı ve dünyayı yoğun bir şekilde etkiledi.
Sanayi İnkılabı ile üretim alanında büyük atılımlar gerçekleştiren devletler ucuz ham madde ve Pazar ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sömürge yarışına girdiler. Sanayi devrimine öncülük eden İngiltere büyük bir sömürge imparatorluğuna dönüştü. Siyasi birliklerini geç tamamlayan İtalya ve Almanya’nın da sömürge yarışına girmeleri Avrupa’da siyasi ve ekonomik dengeleri bozdu. Sömürge rekabetini hızlandırdı.

Fransız İhtilali ise gündeme getirdiği milliyetçilik akımı, eşitlik, adalet, özgürlük, laiklik, liberalizm gibi kavramlarla çok uluslu devletler ve monarşi ile yönetilen devletleri doğrudan etkiledi.

Sanayi İnkılabı ve Fransız İhtilali, Birinci Dünya Savaşı’nın zeminini oluşturan gelişmelerdir!!!

20. YÜZYILIN BAŞLARINDA OSMANLI DEVLETİ

Osmanlı Devleti, petrol başta olmak üzere ham madde açısından zengin, milyonlarla ifade edilen nüfusu ile iyi Pazar özelliklerine sahip bir devlet olarak sömürgeci devletler arasındaki rekabetin merkezlerinden biriydi. Toprakları 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren hızla sömürgeleştirilen Osmanlı Devleti, çok uluslu özelliği ile Fransız İhtilali’nin gündeme getirdiği milliyetçilik akımından olumsuz etkilenmiş, egemenlik alanı hızla küçülmüştü. Yaygınlaşan kapitülasyonlar da devletin ucuz ham madde ve açık Pazar konumuna düşmasinde önemli rol oynamıştı.

Devletin çöküşünü önlemek amacıyla gerçekleştirilen demokratikleşme çabaları da toprak kaybını önleyememişti. 1911’de İtalya ile yapılan Trablusgarp Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanması Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’daki varlığını sona erdirmiş, bu savaşın hemen ardından girilen Balkan savaşları da büyük toprak kayıplarıyla sonuçlanmıştı. Ege Denizi’ndeki adaların büyük bir bölümü de elden çıkmıştı.

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI (1914 -1918 ):
Temel nededi sömürgeci devletler arasındaki siyasi ve ekonomik rekabet olan Birinci Dünya Savaşı, İtilaf Devletleri ve İttifak Devletlerini aralıksız 4 yılı aşan bir süre devam eden çarpışmalarda karşı karşıya getirdi.

I. Dünya Savaşı öncesi dünyada çıkar çatışmaları ve sanayileşme ile beraber bir yarış ve sömürge yarışı başlamıştı. Buda zamanla ülkeler arasında gerginliğe yol açtı. Ve dünyada büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu.
Ülkeler iki ana gruba ayrılmıştı. Bunlar :
İtilaf (Anlaşma) Devletleri: İngiltere, Fransa ve Rusya (Sonradan; İtalya, ABD, Japonya, Romanya, Yunanistan)
İttifak (Bağlaşma) Devletleri: Almanya, Avusturya- Macaristan İmp. Ve İtalya (Sonradan; Osmanlı ve Bulgaristan)
** İtalya Savaş başlamadan önce İttifak grubunda İtilaf grubuna geçmiştir.

I. Dünya Savaşının Nedenleri:
1- Sanayileşmeye bağlı sömürge yarışı
2- Sömürgeciliğe bağlı Ham madde ve Pazar yarışı
3- Çıkar çatışmaları ( Mesela Almanya Fransa arasında Alses Loren Bölgesi sorunu)
4- Bloklaşma (Gruplaşma)
5- Milliyetçilik, özgürlük gibi düşünce akımlarının etkisi
Savaşın Başlatan olay: Savaşın başlaması an meselesi idi. Savaşın başlamasına Saray Bosna gezisine çıkan Avusturya – Macaristan İmparatorluğu Veliaht’ının bir Sırplı tarafından öldürülmesi üzerine I. Dünya Savaşı başladı.
* Savaş yukarıda saydığımız nedenlerle başlaması bekleniyordu. Veliahttın öldürülmesi sadece savaşın bahanesidir. Bu nedenle buna görünen sebep denir.
Savaşın Gelişimi:
Sırplılara, Avusturya – Macaristan imparatorluğu savaş ilan etti. Sırplıları destekleyen İngiltere ve Fransa’da Savaşa girdi. Daha sonra Almanya’da savaşa girmesi ile dünya savaşı başladı. İlk başlarda İttifak Grubu başarılı iken ABD’nin savaşa girmesi ile İtilaf Grubu savaşı kazandı.
OSMANLI DEVLETİNİN SAVAŞ GİRMESİ:
Savaş başladığında Osmanlı tarafsızlığını ilan etti. İtilaf Devletleri Osmanlının tarafsız kalmasını istiyordu. Almanya ise Osmanlıyı yanında savaşa istiyordu. Yönetimi elinde bulunduran İttihat ve Terakki Cemiyetini yönetenler Almanya yanında savaşa girilirse başarılı olacağına inanıyorlardı ( Başta Enver Paşa).
Almanlarla gizli bir antlaşma yapıldı. İki Alman gemisi İngilizlerden kaçarak Osmanlıya sığındı. İngiltere gemileri isteyince gemilerin satın alındığı söylendi. Goblen ve Breslav adlı iki Alman gemisine Yavuz ve Midilli adı verilerek Türk bayrağı çekildi. Bu gemiler Karadeniz’de Rus limanlarını bombaladılar. Rusya’nın Osmanlıya savaş ilan etmesi ile Osmanlı I. Dünya Savaşına girmiş oldu.
** Osmanlını savaşa girme amacı; kaybettiği toprakları geri almak ve eski gücüne kavuşmaktı.
** Almanya’nın Osmanlıyı Yanında İstemesinin Sebepleri: 1- Cephelerini genişletmek 2- İngiliz ve Fransızların Sömürge yollarını kesmek 3- Osmanlıdaki Halifelik gücünden yararlanarak Türkleri ve Müslümanları yanında savaşa katmak.
Osmanlının Savaştığı Cepheler: Osmanlının savaştığı cepheleri üçe ayırabiliriz. Bunlar:
1- Saldırı (Taarruz ) Cepheleri: Kafkasya ve Kanal Cepheleri
2- Savunma Cepheleri: Çanakkale, Irak, Suriye ve Filistin, Hicaz, Yemen cepheleridir.
3- Yardım cepheleri: Galiçya ve Makedonya cepheleridir.
1- Çanakkale cephesi: İtilaf Devletleri açtı. Açılma amacı; Rusya’ya yardım götürmek, Boğazları ve İstanbul’u alarak Osmanlıyı savaş dışı bırakmaktı.
18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı önünde savaşlar başladı. İtilaf donanmaları boğazları geçemeyince Gelibolu Yarımadasına asker çıkardı. (Anzaklar: Yeni Zelanda ve Avustralya askerleri) M. Kemal burada başarılı savaşlar çıkardı.
M. Kemal burada: “Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar gelebilir.” diyordu.
Yapılan savaşlar sonunda İtilaf askerleri çekilmek zorunda kaldı.
** Savaşın kazanılması I. Dünya Savaşının uzamansa sebep oldu.
** M. Kemal’e başarılarından dolayı “Anafartalar Kahramanı” unvanı aldı.
** Tek başarı sağlanan cephedir.
2- Kafkasya Cephesi: Rusların egemenliğindeki Türklerle birleşmek için açıldı. Yalnız Enver Paşanın yanlış politikası yüzünden Sarıkamış’ta binlerce asker açlıktan, hastalıktan ve soğuktan savaşmadan öldü. Ruslar Muş, Bingöl, Van, Erzurum, Erzincan çevresini ele geçirdi.
Çanakkale Cephesinden buraya gelen M. Kemal Muş, Bitlis gibi yerleri geri aldı. Bu sırada Rusya içinde Bolşevik Devrimi olunca Rusya Bresit Litovsk Antlaşmasını imzalayarak I. dünya savaşından çekildi (3 Mart 1918).
3 - Kanal Cephesi: Almanların isteği ile Osmanlı Devleti İngilizlerin sömürge yolunu kesmek için açtı. Burada yapılan savaşları İtilaf devletleri kazandı. Osmanlı geri çekildi.
4- Irak Cephesi: İngilizler Kanal Cephesinden sonra Rusya’ya Kafkasya üzerinden yardım etmek ve Irak petrollerini ele geçirmek için bu cepheyi açtı. İlk başta Osmanlı başarılı sonuçlar alsa da daha sonra geri çekilmek zorunda kaldı.
5-Suriye-Filistin Cephesi: Kanal cephesinde İngilizlere yenilen birliklerimiz Filistin’e sonrada Suriye’ye kadar geri çekildiler. Yıldırım orduları burada başarılı savunma savaşları yaptılar Zamanla kuzeye doğru çekilen Türk birlikleri Halep önlerinde İngilizleri durdurdular
6-Hicaz ve Yemen Cephesi: İngilizler Arap Yarımadasını işgal etmek için Yemen’e asker çıkardılar.Ayrıca Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’e çok miktarda para yardımı yaptılar.Türk ordusu İngiliz ve Araplara karşı mücadele ettiyse de başarılı olamadı. İngilizler Yemen’i alarak Hicaz’a tamamen hakim oldular.
Galiçya, Romanya ve Makedonya Cephesi: Osmanlı Devleti bu cephelerde Ortaklarına (Bulgaristan,Avusturya-Macaristan)yardım etmek amacıyla savaştı.
Savaşın Sona Ermesi:1917 yılında Rusya’nın savaştan çekilmesi üzerine İttifak Devletleri İtilaf Devletlerine karşı üstünlük kurmuşlardı.
Ancak bu durum uzun sürmedi. Amerika Birleşik Devletleri İtilaf Devletlerinin yanında savaşa girdi. Amerikan birlikleri o zamana kadar hiç savaşa katılmamıştı. Almanya güçlü, dinamik olan Amerikan orduları karşısında tutunamadı. İngiliz, Fransız ve ABD birliklerinden oluşan güçlü müttefik kuvvetleri Batı Cephesinde Almanya’yı çökerttiler. Diğer cephelerde de başarısızlıklar artmaya başlamıştı. Böylece savaşın sonunda İttifak Devletleri savaşı kaybettiklerini belirterek (yenilerek)yenen devletlerle ateşkes anlaşmasını imzaladılar. Almanya ile (Versay) Avusturya ile(Sen Jermen), Bulgaristan la(Nöyi), Macaristan’la(Tirayanon) Osmanlı Devleti ile de Sevr Barış Anlaşması imzalandı.

Tehcir Kanunu: Birinci Dünya Savaşında Ermenilerin Anadolu’dan Suriye ve Irak’ın kuzeyine göç ettirilmesini sağlayan göç kanunudur. Yalnız günümüzde Ermeniler bu dönemde 1,5 milyon Ermeni’yi öldürdünüz diyerek haksız soykırım iddialarında bulunuyor. Bizim arşivlerimizi incelemek için herkese açtık gelin sizde arşivlerinizi açın soykırım iddiaları olmadığını tartışalım diyoruz yaklaşmıyorlar. İddiaların amacı Türkiye’nin dünya kamuoyunda itibarını sarsmak ve daha bazı topraklarımızda hak iddia etmeleridir.
I.Dünya Savaşının Sonuçları
Bazı İmparatorluklar yıkılarak yerine yeni devletler kuruldu.(Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Macaristan, Türkiye)
Yeni rejimler ortaya çıktı.(Cumhuriyet, Komünizm, Faşizm, Nazizm.)
Devletlerarasındaki dengeler bozuldu.
Milyonlarca insan öldü. Birçok şehirler yakılıp yıkıldı.
Sürekli barış sağlamak ve anlaşmazlıkları çözmek için Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti)kuruldu.
Sorunların çözümü sağlanamadığı için II. Dünya Savaşının çıkmasına neden oldu.
Sömürgecilik, mandacılık haline dönüştü.

Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918):
Osmanlının savaş sonunda imzaladığı ateşkes antlaşmasıdır. Bu antlaşma ile Osmanlının Ordusu dağıtıldı, silahlarına el konuldu, ulaşım ve haberleşme araçlarına el konuldu. İstanbul kontrol altına alındı. Fakat en önemli iki maddesi vardı. Bunlar:
7. Madde: İtilaf Devletlerinin güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa; İtilaf devletleri herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecek.
Amacı: Osmanlının her yerini işgale açık hale getirerek Osmanlıyı parçalamak.
24. Madde: Şark-ı Vilayet (Sivas, Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput) illerinde bir sorun çıkarsa buralar işgal edilebilecek.
Amacı: Burada bir Ermeni devleti kurmak.
*** Mondros Ateşkes Antlaşması olmasına rağmen şartları çok ağırdır.
*** Osmanlı ile barış antlaşması olarak Sevr Antlaşması imzalanacak (10 Ağustos 1920) ancak TBMM antlaşmayı kabul etmediği için yürürlüğe girmedi.
*** Mondros’tan sonra Anadolu’nun işgali üzerine Türk Halkı M. Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşını başlatmıştır.

Wilson Prensipleri (İlkeleri):
ABD’nin I. Dünya Savaşına girerken yayınladığı ilkelerdir. 14 maddeden oluşur. Wilson İlkelerine göre yenen devletler yenilen devletlerden toprak almayacak, dünya barışını sağlamak için cemiyet kurulacak gibi maddeleri vardı. 12. maddesi Osmanlı ile ilgili olup kısaca şöyledir: Osmanlının toprak bütünlüğü korunacak ve Osmanlıda bir bölgede hangi ulus çoğunlukta ise onun devleti kurulabilecek, Türklerin çoğunlukta olduğu yerler Türklerde kalacaktı.
** Yunanistan bu maddeye dayanarak İzmir çevresinde Rum çok diyerek buraları isteyecektir.

Osmanlının Paylaşımı:
İtalya’ya: Güneybatı Akdeniz (Antalya, Isparta dolayları)
Fransa’ya: Urfa, Maraş, Antep, Suriye ve Lübnan, Boğazlar
İngiltere’ye: Irak, Filistin ve Boğazlar bırakılmıştır.
Yunanlılar: İzmir, Aydın çevresi (Batı Ege)
İzmir’in İşgali (15 Mayıs 1919):
Yunanlılar Paris Barış Konferansına dayanarak İngiliz ve Fransızların desteği ile 15 Mayıs 1919’da İzmir’e asker çıkararak işgale başladı. ** Böylece Anadolu’da işgale başlayan ilk devlet Yunanlılar oldu.
- Halk işgalden önce işgalin engellenmesi için gösteriler yaptı. Padişahtan yardım istedi. Ancak hiçbir yardım gelmedi. Ve işgallere karşı direnilmemesi istendi.
- Yunanlılar İzmir’deki Rumların coşkulu karşılaması ile İzmir’e girdi. Gazeteci Hasan Tahsin Yunanlılara ilk kurşunu sıkan kişi oldu.
- Yunanlılar silah bırakmış askerlerimizi kışlada kurşuna dizerek İzmir ve çevresini işgale başladılar.

İşgallere Karşı İzlenen Politikalar

Osmanlı Hükümeti işgallere karşı koymanın imkansız olduğunu, en doğru politikanın İngiltere’nin mandaterliğinde Osmanlı Devleti’nin varlığını sürdürmesini (bırakılacak topraklar üzerinde) sağlamak olduğunu savunuyordu. Osmanlı Hükümeti’nin bu tutumu işgalleri kolaylaştırırken Türk halkının tepkisine ve mücadele azminin artmasına yol açtı. Azınlıkların da İtilaf Devletlerinden aldıkları güçle ayrılıkçı eylemlerini çoğaltmaları Türk halkının tepkisini daha da arttırdı.

Türk halkı işgallere tepki olarak önce bölgesel nitelikli yararlı cemiyetleri kurdu. Ardından Kuyaimilliye adlı direniş örgütleri ile mücadele başatıldı.

İşgaller karşısında sessiz kalan, İngiliz mandasını savunan padişah ve çevresine tepki gösteren Mustafa Kemal, Anadolu’yu geçmeden İstanbul’da kaldığı süre içerisinde işgallere karşı neler yapılması gerektiği konusunda yakın silah arkadaşlarıyla görüşmeler yaptı. Hükümeti işgaller karşısındaki kayıtsızlığı nedeni ile eleştirdi. Ordunun dağıtılmamasını, silah ve cephanelerin düşmana teslim edilmemesini, milli birliği sağlamaya yönelik çalışmalar yapılmasını savundu. Farklı çevrelerce savunulan İngiltere ve ABD mandasını ulusal onurla çelişen, kabul edilemez bir politika olarak değerlendiren Mustafa Kemal, Anadolu’da yararlı cemiyetlerce başlatılan ancak bölgesel kurtuluşu hedefleyen çabaları da eksik bulup eleştirdi. Mustafa Kemal’e göre yapılacak tek şey ulusal birliği sağlayıp tüm ülkenin kurtuluşunu amaçlayan bir mücadele ile düşmanı ülkeden atmak ve tüm kurumlarıyla işlevini kaybeden çağdışı Osmalı Devleti’nin yerine yeni bir Türk devleti kurmaktı.

Bu hedefi gerçekleştirmek için 16 Mayıs 1919’da Samsun’a hareket etti.


CEMİYETLER:
Yurdumuzun işgali üzerine Anadolu’nu çeşitli yerlerinde çeşitli cemiyetler kuruldu. Cemiyetler Zaralı ve yaralı olacak üzere iki kısma ayrılabilir. Zaralı cemiyetlerde kendi içinde azınlıkların kurduğu ve milli varlığa düşman cemiyetler diye ikiye ayırabiliriz.

A) Zararlı Cemiyetler:
a) Azınlıkların Kurdukları Cemiyetler:
1- Magri Mira: Rumlar tarafından kuruldu. İstanbul Patrikhanesi yönetir. İzmir ve Doğu Trakya’yı Yunanistan katmak istemektedir.
2- Etnik-Eter ya Cemiyeti: Rumlar tarafından Yunanistan sınırlarını genişletmek için kuruldu.
3- Pontus Rum Cemiyeti: Doğu Karadeniz’de eski Rum Pontus Devletini tekrar canlandırmak için Rumlar tarafından kuruldu.
4- Ermeni Taşsak –Hınsak Cemiyeti: Ermeniler tarafından Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurmak amacıyla faaliyet göstermiştir.
5- Makabli ve Alyans (Musevi) cemiyetleri de Yahudiler tarafından kurulan cemiyetlerdir.
*** Azınlık cemiyetlerinin ortak amacı Osmanlıyı parçalayarak kendi devletlerini kurmak istemeleridir.

b)Milli Varlığa Düşman Cemiyetler: Osmanlını kendi içinde doğmuş fakat Kurtuluş Savaşına karşı oldukları için düşman cemiyet olarak adlandırılmıştır.
1- Kürt Teali Cemiyeti: Doğu illerinde bir Kürt Devleti kurmak için faaliyette bulundu.(İstanbul’da kuruldu.)
2- Teali İslam Cemiyeti: Saltanat ve Hilafeti desteklemiş ve İstanbul’da kurulmuştur.
3- İngiliz Muhipleri Cemiyeti: İngiliz himayesinde yaşamayı isteyenler kurmuştur.
4- Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası: Saltanat ve Hilafeti desteklemiştir.
5- Wilson Prensipleri Cemiyeti: Amerika egemenliğini(Mandasını) istemiştir.
6- Hürriyet ve İtilaf Fırkası: Kurtuluş Savaşını engellemek için çalışmalar yapmıştır. Önceden İttihat ve Terakki Cemiyetine karşı kurulmuştu.
** Milli Varlığa düşman cemiyetler hilafete bağlı kalmakla ve de yabancı devletlerin korumasına girerek kurtuluşu amaçlıyordu.

B) Yararlı Cemiyetler ( Milli Cemiyetler) :
1- Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesini önlemek için kuruldu.
2- Trakya Paşa eli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Trakya’nın Yunan işgaline uğramasını engellemek için Edirne’de kuruldu.
3- Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti: Doğu Karadeniz ve çevresinin Rumlara verilmesini ve Rum Pontus Devletinin kurulmasına engel olmak için kuruldu.
4- Kilikyalılar Cemiyeti: Adana ve çevresinin Ermenilere verilmesini önlemek için kurulmuştur.
5- İzmir Müdafaa-i Hukuk –i Osmaniye Cemiyeti: İzmir ve çevresinin Yunanlılara verilmesini önlemek için kurulmuştur.
6- Redde-i İlhak Cemiyeti: Buda İzmir ve çevresini korumak için kuruldu.
7- Milli Kongre Cemiyeti: İstanbul’da kurulan bu cemiyet Türklere karşı yapılan haksızlıkları basın ve yayın yolu ile dünyaya duyurmaya çalışmışlardır.
8- Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti: Anadolu’nun işgalini protesto etmek için Sivas’ta kuruldu.
** Yararlı Cemiyetler vatanın kurtuluşu için kurulmuş ancak daha çok kendi bölgelerini korumaya yöneliktir. Daha sonra M. Kemal bu cemiyetleri Sivas Kongresinde birleştirerek kurtuluşu tüm ulus düzeyinde genişletecektir. ** Önce basın yayın yoluyla kurtuluş çareleri aramışlar etkili olmayınca silahlı direniş birlikleri (Kuka-yit Milliye Birlikleri) kurdular.

PARİS BARIŞ KONFERANSI (18 Ocak 1919)

Birnici Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanması gereken barış antlaşmalarının koşullarını belirlemek amacıyla İtilaf Devlerlerince toplanan konferanstır.
İngiltere, ABD, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya’nın da aralarında bulunduğu pek çok İtilaf Devleti katıldı. İngiltere’nin alınan kararlarda belirleyici olduğu konferansta yaşanan öenmli gelişmeler şunlardır;

- Topraklarının paylaşılması konusunda uzlaşılamayan Osmanlı Devleti’nin dışındaki İttifak Devletleriyle imzalanan barış antlaşmalarının koşulları belirlendi.

- Wilson İlkeleri’yle gündeme getirilen Milletler Cemiyeti’nin kurulması kararlaştırıldı.

- İngiltere’nin üzerinde güçlü bir İtalya yerine, kendi güdümündeki Yunanistan’ı tercih etmesi ve Yunanistan’ı paylaşıma ortak edip gizli antlaşmalarla İtalya’ya vaadedilen Batı Anadolu’nun Yunanistan’a verilmesini sağlaması İtalya’nın tepki gösterip konferanstan çekilmesine neden oldu.

Bu gelişmeye bağlı olarak İtilaf Devletleri arasındaki ilk görüş ayrılığı başlamış oldu!!!

- İtilaf Devletleri,sömürgeci hedefleriyle çelişen Wilson İlkeleri’nin “Yenenler, yenilenlerden toprak ve savaş tazminatı almayacaklar.” Maddesini işlevsizleştirmek için manda ve himaye politikasını gündeme getirdiler.

Mandater rejim, sömürgeci devletlerin, geri kalmış ülkeleri geliştirme maskesiyle yönetmeleri, yer altı ve yer üstü zenginliklerini talan etmeleri için üretilen politikadır.

- İzmir’in Yunanistan tarafından işgal edilmesi kararlaştırıldı.

Konferansta, görüşmelerden sonra barış şartları belirlenmiş ve yenilen devletlerle şu antlaşmalar yapılmıştır:
Varsay Antlaşması ( 28 Haziran 1918 ) Almanya
Saint Germen Ant. ( 10 Eylül 1919 ) Avusturya
Nöyyi Ant. ( 27 Kasım 1919 ) Bulgaristan
Triannan Ant. ( 4 Haziran 1920 ) Macaristan
Sevr Ant. ( 10 Ağustos 1920 ) Osmanlı Devleti

İZMİR’İN İŞGALİ (15 MAYIS 1919)

Yunan askerleri, Paris Barış Konferansı’nda alınan karara dayanarak 15 Mayıs 1919’da İzmir’i resmen işgal ettiler. İstanbul Hükümeti, İzmir’deki askeri ve sivil yetkililere işgale tepki göstermemelerini emretti. Yunanlar pek çok insanımızı katlettiler, işgali yaygınlaştırdılar. İzmir’in işgali Kurtuluş Savaşı’nda bir dönüm noktası olması nedeniyle diğer işgallerden farklı özelliklere sahiptir. Türk halkının, İtilaf Devletleri ve Osmanlı hükümeti tarafından yapılan “işgaller geçici” propagandasının doğru olmadığını anlamasında, ulusal bilincin orataya çıkmasında ve Kuvayimilliye adlı silahlı direniş örgütlerinin kurulmasında İzmir’in işgal edilmesi önemli rol oynadı.

Amiral Bristol Raporu
Yunanlılar Batı Anadolu’daki işgallerini haklı göstermek ve Batı kamuoyunun desteğini sağlamak için “Türkler, Batı Anadolu’daki Rumları katlediyorlar.” propagandasını yürütüyorlardı. ABD’nin öncülüğünde oluşturulan İngiliz, Fransız, İtalyan temsilcilerin ABD’nin görevlendirdiği Amiral Bristol’ün başkanlığındaki heyet iddaları araştırmak için Batı Anadolu’da araştırmalar yaptı. Ve Amiral Bristol Rapuru hazırlandı. Raporda;

- Türklerin Rumları katdettiği iddasının gerçeği yansıtmadığı

- Bölgedeki nüfus çoğunluğunun Türklerde olduğu

- Bölgenin Yunanistan’a bırakılmasının tarihsel ve kültürel açıdan doğru olmadığı

- Yunanistan’ın bölgeyi işgal etmesinin haksız olduğu vurgulandı.

Amirel Bristol Raporu, Milli Mücadele’nin haklılığını onaylayan ilk uluslararsı belgedir!!!


KUVAYI MİLLİYE HAREKETİ

Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından hemen sonra yurdun dört bir tarafında işgaller başlamıştı. İstanbul Hükümeti, işgaller karşısında genellikle sessiz kalıyor, İtilaf Devletlerini kızdıracak herhangi bir tutum takınmaktan kaçınıyordu. Bu durum devletin otoritesinin yok olmasına yol açtığı gibi işgalcilerin de işini kolaylaştırıyordu.

Ordularımızın büyük bir bölümü terhis edildiği için savunma gücümüz yok denecek kadar azalmıştı. Bu durumdan yararlanan düşmanlar, Anadolu’daki işgal alanlarını gün geçtikçe genişletiyorlardı. Ancak, hesaba katmadıkları bir şey vardı ki o da Türk ulusunun esareti kabul etmeyeceği, her ne pahasına olursa olsun yurdunu düşmana çiğnetmeyeceğiydi.

Nitekim işgallerle birlikte Türk ulusu çeşitli yerlerde ulusal dernekler kurmaya ve silahlı direnişe geçmeye başladı. Özellikle işgal edilen ve işgal tehtidi altında olan yörelerde halk, örgütlenerek silahlı direniş birlikleri oluşturdu. Bu gelişmeler sonucunda yurdun çeşitli yerlerinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kuruldu ve Kuvayimilliye hareketi başladı.

Kuvayımilliyeler (Ulusal Kuvvetler); Türk ulusunun, varlığını ve vatanın bağımsızlığını koruma amacı ile oluşturulan ve silahlı direniş yürüten birliklerdi. Başlangıçta sadece işgale uğrayan bölgelerdeki silahlı direniş güçleri Kuvayımilliye olarak adlandırılıyordu. Zamanlar bu isim, Ulusal Mücadele’nin düşünce ve amaç birliğini ifade eden bir kavram haline geldi.

Kurtuluş Savaşı’mızın ilk silahlı direniş güçleri olan Kuvayımilliye birlikleri, düzenli bir ordu özelliği taşımıyordu. Bu kuvvetler, terhis edilmiş olan ordumuzun subayları, erleri, aydınlar, gençler, efeler ve diğer gönüllülerden oluşuyordu. Bu birlikler halktan büyük destek görüyor ve tüm ihtiyaçları da halk tarafından karşılanıyordu. İlk Kuvayımilliye örgütlenmesi Yunanlılara karşı Batı Anadolu’da oluşturuldu. Çeşitli yörelerde oluşturulan silahlı direniş birlikleri Aydın, Nazilli, Manisa, Turgutlu, Bergama ve Aydınlık’ta Yunanlılara karşı direnişe geçtiler. Bu yüzden Yunan ilerleyişi zayıfladığı gibi Yunanlar, zaman zaman da geri çekilmek zorunda kaldılar.

1919 yılı ortalarında toplanan Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde Kuvayımilliye’nin insan ve malzeme bakımından desteklenmesine, Yunanlılara karşı ortak bir cephenin kurulmasına karar verildi. Sağlanan bu destekle Kuvayımilliye’nin gücü ve etkinliği arttı. Bir süre sonra Kurtuluş Savaşı’nın en önemli cephesi olan Batı Cephesi kurulmuş oldu. Bu cephenin komutanlığına Sivas Kongresi kararıyla Ali Fuat (Cebesoy) Paşa atandı.

Güney ve Güneydoğu Anadolu’da yöre halkının kendi olanaklarıyla oluşturdukları Kuvayımilliye birlikleri; Maraş, Urfa, Antep’te Fransızlara ve onlarla birlikte hareket eden Ermenilerle mücadele ettiler. Bu direniş sonucu Fransızlar, Urfa ve Maraş’tan çekilmek zorunda kaldılar. Antep’te ise ancak bir süre tutunabildiler.

Kuvayımilliye’nin hareketinin sağladığı başlıca yararlar şunlar oldu:

- Türk halkının işgalleri kabul etmediğini dünya kamuoyuna duyurdu. Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı konusunda, halkın duygu ve düşüncesini güçlendirerek bu uğurda mücadele yolunu açtı.
- İşgalci düşman kuvvetlerine baskınlar düzenledi, onları oyaladı ve yıprattı.

- Düzenli ordunun kurulmasına olanak sağlayıp zaman kazandırdı.

- Türk yerleşim birimlerini Rum ve Ermeni çetelerinin baskınlarından korudu.

- İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve cephane naklini sağlamada etkili oldu.

- Ayaklanmaların bastırılmasında önemli görevler yaptı.

Kuvayımilliye birlikleri askerlik ve savaş tekniğini yeteri kadar bilmiyorlardı. Bu nedenle, sadece bu birliklerle düşmanı yurttan atmak oldukça zordu. Buna rağmen Kuvayımilliye hareketi, ülkede ulusal bilincin ve direnme ruhunun canlanmasında etkili olmuştur.

KURTULUŞ SAVAŞI’NIN ÖRGÜTLENMESİ

Mondros Ateşkes Anlaşması’nın 30 Ekim 1918’de imzalanması üzerine Suriye Cephesinde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı yapmakta olan Mustafa Kemal, Osmanlı Hükümeti’nin çağrısı üzerine İstanbul’a döndü (13 Kasın 1918). Bu tarih aynı zamanda İtilaf Devletlerinin donanmalarını İstanbul limanlarına demirledikleri yani devletin başkentini fiilen işgale başladıkları, Mustafa Kemal’inde “Geldikleri gibi gidecekler…” dediği gündü.

Padişah Vahdettin’in askeri danışmanlığına getirilen Mustafa Kemal, İstanbul’da kaldığı süre içerisinde padişah ve çevresinin işgaller karşısındaki teslimiyetçi tutumlarını gördüğü için Anadolu’ya geçmeye karar verdi. İngilizlerin Doğu Karadeniz’deki Türk direnişçilerinin Rum çetelerine karşı verdikleri mücadeleden rahatsılık duymaları İstanbul Hükümetine bölgedeki ulusal güçlerin dağılmasını, aksi halde bölgenin işgal edileceğinin bildirmeleri, Mustafa Kemal’in 9. Ordu Müfettişi olarak bölgeye atanmasını sağladı.

Mustafa Kemal’in resmi görevi Doğu Karadeniz’deki ulusal güçleri dağıtmak ve silahları İtilaf Devletlerine teslim etmekti. Kendisi’nin Anadolu’ya geçiş amacı ise dağınık halde mücadele yürüten güçleri birleştirmek, düşmanı ülkeden atmak ve ulusal egemenliğe dayanan yeni bir Türk devleti kurmaktı.

Mustafa Kemal’in Anadolu’ya atanmasında İstanbul’da kaldığı süre içerisinde hükümetin işgaller karşısındaki teslimiyetçi politikasını sürekli eleştirmesinin ve bu nedenle İstanbul’dan uzaklaşmak istenmesinin de payı büyüktü!!!

16 Mayıs’ta Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrılan Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 ‘da Samsun’a geldi. Bu tarih Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

HAVZA GENELGESİ (28 MAYIS 1919)
25 Mayıs 1919’da Samsun’dan Havza’ya geçen Mustafa Kemal yetki alanına giren bölgelerdeki askeri ve sivil yetkililere 9. Ordu Müfettişi yetkisi ile Havza Geneldesi’nin yayımladı. Genelgeyle;

- Ordunun dağıtılmamasını, silahların teslim edilmemesini
- İzmir’in işgali başta olmak üzere işgalleri protesto eden mitingler düzenlenmesini
- Azınlıklara karşı haklı mücadeleyi haksız konuma düşürecek tepkiler gösterilmemesini

AMAYA GENELGESİ (27 Haziran 1919)

Mustafa Kemal, Havza mitingine katıldıktan sonra Amasya’ya geçti. Burada Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ile bir araya geldi. Yapılan görüşmelerin sonucunda Amasya Genelgesi yayımlandı. Mustafa Kemal’in 9. Ordu Müfettişi yetkisiyle yayımladığı bu genelgenin yukarı komutanlar tarafından da imzalanması, görüşmelere katılmayan 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir’in de genelgeyi desteklediğinii açıklaması genelgenin etkisini arttırmaya yönelikti.

Amasya Genelgesi’nin Maddeleri

1. Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.

Bu madde ile Kurtuluş Savaşı’nın temek gerekçesi açıklanmıştır!!!

2. İstanbul Hükümeti, üzerine düşen görevi yerine getirmemektedir. Bu durum milletimizin yok olduğu izlenimini vermektedir.

Bu madde ile ilk kez Osmanlı Hükümeti’nin Türk ulusunu temsil etme özelliğini ve yasallığını kaybettiği ifade edilmiş oldu!!!

3. Milletin geleceğini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

Kurtuluş Savaşı’nın amaç ve yönteminin belirtildiği bu madde aynı zamanda Türk halkının ilk kez kendi geleceğini belirleyeceğinin ve ulusal egemenliğe dayanan yeni bir devlet kuracağınında ifadesidir. Ulusal birliğe zarar vereceği kaygısıyla çaıkça ifade edilmese de saltanat ve hilafetin iradesinin yok sayıldığının da göstergesidir. Genelgeye ihtilalci nitelik kazandıran maddedir!!!

4. Her türlü etki ve denetimden uzak bir kurul oluşturlmadılır.

Bu madde ile Osmanlı Hükümetinin yerine Türk ulusunu temsil edebilecek yeni bir hükümete gereksinim olduğu vurgulanmıştır!!!

5. Anadolu’nun en güvenilir yeri olan Sivas’ta milli bir kongre düzenlenmeli, bunun içinde her bölgeden üç delege Sivas’ta olacak şekilde yola çıkmalıdır.

Milli Mücadele’nin yöntemiyle de ilgili olan bu madde ile mücadelenin tüm ulusa mal edilmesi hedeflenmektedir. Madde ayrıca Kurtuluş Savaşı sürecinde kararları, demokratik yöntemlerle almaya ve birbirlerinden bağımsız hareket eden yararlı cemiyetleri de birleştirmeye yöneliktir!!!

6. Delegelerin seçimlerini Redd-i İlhak, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri de belediyeler yapacaktır.

Sivas Kongresi’ne katılacak delegelerin nasıl belirlenmeleri gerektiğine ilikşkin bu maddeyle kongreye halkın güvenini kazanmış Milli Mücadele yanlısı kişilerin katılması amaçlanmıştır!!!

7. Doğu illeri için 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanakcaktır. Bu kongrenin delegeleri Sivas Kongresi’ne katılacaklardır.

8. Mevcut askeri ve milli örgütler kesinlikle dağıtılmayacak komuta yetkisi bırakılmayacak ve işgalci güçlere teslim edilmeyecektir.

9. Bu genelge sır olarak tutulmalı ve delegeler kimliklerini gizleyerek seyehat etmelidirler.

Amasya Genelgesi’nin Önemi

- Kurtuluş Savaşı’nın amacını, gerekçesini ve yöntemini açıklayan ilk belgedir.
- Türk ulusunun bağımsızlığını ve egemenliğini kazanması, mücadeleye katılması için yapılan çağrıdır.
- Kurtuluş Savaşı’nı fiilen başlatan gelişmedir.
- Ulusal egemenliğe dayanan yeni bir devlet kurma hedefini ifa eden yanıyla da ihtilalci niteliğe sahip olan belgedir.
- İstanbuk Hükümeti’nin Mustafa Kemal’i 9. Ordu Müfettişliği görevinden almasına Mustafa Kemal’in de istifa ederek Osmanlı Devleti ile tüm resmi bağlarını koparmasına yol açan gelişmedir.

ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz- 7 Ağustos 1919)

Bölgelerinde Ermeni ve Rum Pontus devletleri kurdurulmak istenen Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin ortak çabalarıyla toplanan kongredir. Kongereye sadece doğu illerinin temsilcileri katıldığı için şeklen de gündemi sadece doğu illerinin sorunları ve çözümleri olduğu için toplanış amacı açısındanda bölgesel bir kongredir. Alınan kararların ulusal nitelikli olmasında Mustafa Kemal’in kongreye katılması, kongrenin başkanlığını yapması belirleyici rol oynamıştır.

Erzurum Kongresi Kararları

1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.

Kurtuluş Savaşı’nın örgütlenme sürecinde ulusal sınırlara ve bu sınırlardan ödün verilmeyeceğine ilk karardır. Bu karar aynı zamanda topraklarımız üzerinde azınlıklara devlet kurdurtmayacağımızında ifadesidir.
2. Her türlü yabancı işgal ve mücadeleye karşı Osmanlı Hükümeti’nin iş yapamaz duruma gelmesi halinde, millet topyekün olarak kendisini savunacak ve direnecektir.
3. Vatanını korumayı ve istiklali elde etmeyi İstanbul Hükümeti sağlayamadığı taktirde bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri, milli kongre tarafından seçilecektir. Sivas Kongresi toplanamaz veya hükümeti oluşturamazsa bu sorumluluğu temsil Heyeti üstlenecektir.
İlk Temsil Heyeti bu kongrede Mustafa Kemal’in başkanlığında oluşturuldu. Kurul, doğu illerini temsille yetkilendirdi!!!
4. Kuvayımilliye’yi etkili kılmak ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.
Bu karar, Erzurum Kongresi’nde de ihtilalci nitelik kazanmıştır. Milli egemenliğe dayanan yeni bir devlet kurulmasının da hedeflendiğinin göstergesidir!!!
5. Hristiyan azınlıklara, siyasi egemenliğimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
Topraklarımızda Ermenilere verumlara devlet kurdurtmayacağımızın, İtilaf Devletlerinin bu doğrultudaki politikalarını kabullenmeyeceğimizin ifadesidir.!!!
6. Manda ve himaye kabul olunamaz.
Manda ve himaye, başka bir devletin güdümünde yaşamayı dayatan ve bu yanıyla bağımsızlığımızla çelişen bir politikadır. Padişah ve çevresinin devletin devamlılığı için tek çözüm olarak gösterdikleri bu politikanın reddedilmesi kongreye katılanların tam bağımsızlıktan yana olduklarının göstergesidir.!!!
7. Milli Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışacaktır.
Bu madde, Osmanlı Hükümeti’nin yeniden açılmasını istenen ve halkın temsilcilerinde oluşan Meclis-i Mebusan tarafından denetlenmesini sağlamaya, işgalci güçlere karşı izlediği iş birlikçi politikaları engellemeye yöneliktir!!!

Erzurum Kongresi’nin Önemi

- Kurtuluş Savaşı programının ( Misakimilli kararlarının) temellerinin atıldığı kongredir.

- Sivas Kongresi ve Misakımilli kararlarını doğrudan etkileyen kongredir.

- Kurtuluş Savaşı’nın temel hedefleri olan “tam bağımsızlık” ve “ milli egemenlik” politikalarının oluşturulduğu kongredir.

SİVAS KONGRESİ ( 4-11 Eylül 1919)

Toplanma çağrısı Mustafa Kemal tarafından Amasya Genelgesi ilen yapılan kongre, toplanış amacı, şekli ve aldığı kararlar açısından ulusal bir kongredir. Osmanlı Hükümeti’nin kongrenin toplanmasını engellemek amacıyla düzenlediği Ali Galip Baskını başta olmak üzere tüm engelleme girişimleri boşa çıkarılarak toplanan kongrede, muhalif delegelere rağmen Mustafa Kemal kongre başkanlığına seçilerek Milli Mücadele’deki önderliğini kesinleştirdi. Bazu delegelerin yeniden gündeme getirdikleri mandater rejim kesin olarak reddedildi.

Sivas Kongresi Kararları

1. Erzurum Kongresi’nde alınan ulusal nitelikli kararların tümü bu kongrede de onaylandı. Bu kararların yasallığı daha da pekiştirilmiş oldu.
2. Yararlı cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi.
Bu kararla bölgesel kurtuluş amacıyla kurulan bu cemiyetler birleştirilerek örgütlenme biçimlerine de ulusal nitelik kazandırılmış oldu. Kurtuluş Savaşı’nın tek merkezden yönetilmesi doğrultusunda da öenmli bir adım daha atılmış oldu!!!
3. Mustafa Kemal’in başkanlığında yeni bir Temsil Heyeti oluşturuldu. Bu heyete tüm ulusu temsil yetkisi verildi.
Oluşturulan Temsil Heyeti ile Milli Mücadele’yi TBMM açılıncaya kadar tek merkezden yönetecek, hükümet gibi çalışacak bir yürütme organı kurulmuş oldu!!!
4. “İrade-i Milliye” adıyla bir gazetenin çıkarılması kararlaştırıldı.
Bir gazetenin çıkarılmak istenmesinin gerekçeleri, hem ulusal bilinci geliştirmek hem de gazeteyi bir örgütlenme aracı olarak kullanıp işgal karşıtı tepki ve çabaların birleştirilmesinde yararlanabilmektir!!!
Temsil Heyetinin Aldığı Önemli Kararlar
- Temsil Heyeti, Ali Fuat Cebesoy’u Batı Cephesi Genel Kuvayımilliye Komutanlığına atadı.
- Temsil Heyetinin aldığı bir başka karar da Milli Mücadele’ye düşmanca tutum alan Damat Ferit Hükümeti görevden alınıncaya kadar İstanbul Hükümetiyle ilişkilerin kesilmesiydi.
Temsil Heyeti aldığı bu kararla yürütme yetkisini (hükümetler tarafından kullanılan) ilk kez kullanmış oldu!!!
Bu atama ile Temsil Heyeti Kuvayımilliyeler arasında da ilk kez emir komuta ilişkisi kurulmaya çalışıldı!!!
Sivas Kongresi başta olmak üzere yapılan kongrelere müdahale edemeyen Damat Ferit Hükümeti, Padişah Vahdettin tarafından görevden alındı. Yerine Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu. Bu gelişme ile Temsil Heyeti, İstanbul Hükümeti karşısında ilk siyasi başarısını kazanmış oldu!!!

Sivas Kongresi’nin Önemi

- Ulusal güçler birleştirildi.

- Milli Mücadele’nin yürütme organı olan Temsil Heyeti oluşturuldu.

- Meclis-i Mebusan ve TBMM’nin açılmasına ilişkin süreç hızlandı.

- Manda ve himaye politikası kesin olarak reddedildi.

- Mustafa Kema’in Milli Mücadele’deki önderliği kesinleşti.
1919 yılında ülkenin çeşitli yerlerinde yöresel nitelikli pek çok kongre toplandı. Bunlardan Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin özel bir önemi vardır. Bu iki kongre Kurtuluş Savaşı’nda açtığımız ilk cephe olan Batı Cephesi’nin örgütlenmesinde belirleyici rol oynayarak Milli Mücadele’ye büyük katkıda bulundu!!!
AMASYA GÖRÜŞMESİ VE PROTOKOLÜ (20 Ekim 1919)

Damat Ferit Hükümeti’nin görevden alınması üzerine kurulan Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin görevlendirdiği Bahriya Nazırı Sait Paşa ile Mustafa Kemal’in başkanlığındaki Temsil Heyeti arasında Amasya’da gerçekleştirilen görüşmedir. Bu görüşmelerin sonucunda, üzerinde uzlaşılan kararları içeren bir protokolde imzalandı.
Alınan kararları içeren birr protokol imzalanması Mustafa Kemal’in Amasya Görüşmesi ve alınan kararlara resmiyet kazandırmak istemesinin sonucudur.
Amasya Protkolünde Yer Alan Kararlar
1. İstanbul Hükümeti kongre kararlarını ve Temsil Heyetini tanıyacak.
2. Temsil Heyeti’nin bilgisi ve onayı dışında İtilaf Devletleriyle görüşülmeyecek, anlaşma imzalanmayacak.
Bu maddenin Osmanlı Hükümetini, Temsil Heyeti’nin siyasi iradesine bağlayacak olması, Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin başta bu karar olmak üzere pek çok kararı onaylamamasının nedeni olmuştur!!!
3. Meclis-i Mebusan Anadolu’nun güvenli bir yerinde toplanacak.
Temsil Heyeti’nin, Meclisi Mebusan Anadolu’da güvenli bir ilde toplanmasını önermesinin nedeni Meclis-i Mebusan’ı işgalci güçlerin baskısından uzak tutmak ve özgürce kararlar almasını sağlamaktı!!!
4. Milletvekilliği seçimleri güven içinde yapılacak. Bundan da Osmanlı Hükümeti sorumlu olacak.
5. İstanbul Hükümeti işgallere tepki gösterecek.
6. Milli Mücadele karşıtı yayın yapan gazete ve dergilerin basılması ve dağıtılması engelleyecek.
Amasya Görüşmesi ve Protokolün Önemi

- İstanbul Hükümeti, Temsil Heyeti’nin siyasi varlığını resmen tanımış oldu.
- Temsil Heyeti’nin konumu güçlendi. Halk üzerindeki otoritesi arttı.
- Erzurum Kongresi’nden itibaren gündeme getirilen Meclis-i Mebusan’ın Yeniden açılmasının zemini oluşturuldu.
Amasya Protokülünde yer alan bu kararlardan sadece Meclis-i Mebusan’ın yeniden açılmasını ilişkin karar, Ali Rıza Hükümetince onaylandı ( İstanbul’da toplanması değişikliği yapılarak)!!!
Meclis-i Mebusan’ın milletvekillerini belirleme için yapılan seçimlere İtilaf Devletlerince müdahale edilmedi. Bunun temel nedeni kendi denetimleri altında bulunan İstanbul’da toplanacak Meclis-i Mebusan’da, İtilaf Devletlerinin çıkarlarına ters düşecek kararlar alınamayacağına inanmalarıdır. İtilaf Devletlerinin bu tutumu Mustafa Kemal başta olmak üzere Milli Mücadele yanlısı pek çok kişinin milletvekili seçilmesini kolaylaştırmıştır.

Temsil Heyeti’nin Ankara Taşınması (27 Aralık 1919)

İstanbul Hükümeti’nin Meclis-i Mebusanın İstanbul’da toplanacağını kararlaştırması üzerine Temsil Heyetinin Ankara’ya taşınması kararlaştırıldı. Ankara’nın;
- İsyanbul’a daha yakın olması,
- Ulaşım ve haberleşme açısından daha geniş olanaklara sahip olması,
- Çarpışmaların başladığı Batı Cephanesi’ne yakın olması,
- Halkının Milli Mücadele’yi desteklemesi,
- Güvenli bir kent olması,
özelliklerinin bulunması Temsil Heyetinin yeni çalışma merkezi olarak burayı seçmesinin başlıca nedenleridir.
Kendisi de Erzurum milletvekili seçilen Mustafa Kemal, Milli Mücadele yanlısı bir grup milletvekili ile Ankara’da bir araya gelerek hakkında tutuklama kararı olduğu için katılmayacağı Meclis-i Mebusan izlenecek politikaları belirledi. Bu kararların en önemlisi Misakımilli kararlarının Meclis-i Mebusan’da onaylatılmasıydı!!!

SON OSMANLI MECLİS-İ MEBUSAN’IN TOPLANMASI VE MİSAKIMİLLİ KARARLARININ KABUL EDİLMESİ

Meclis-i Mebusan çalışmalarına 12 Ocak 1920’de başladı. 28 Ocak 1920’deki oturuma Felah-ı Vatan grubunun önerisiyle Misakımilli kararları onaylandı.

MİSAKIMİLLİ KARARLARI (28 Ocak 1920)

1. Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalandığı gün işgal edilmemiş, çoğunluğunu Türklerin oluşturduğunu topraklar bir bütündür, bölünemez.
Bu kararla ulusal sınırlarımız kesin olarak tanımlanmış oldu!!!
2. Kars, Ardahan, Batum ile Batı Trakya’nın geleceği halk oylaması ile belirlenmelidir.
Adı geçen bölgelerde nüfus çoğunluğunun Türklerde olması nedeniyle yapılan bu öneri, sorunları barışçıl yöntemlerle çözmek istediğimiz mesajını vermeye yönelikti!!!
3. Ülkemizdeki azınlıklara diğer ülkelerdeki Müslümanlara verilen haklar kadar hak verilecektir.
Bu madde ile Batılı devletlerin azınlık haklarını gerekçe göstererek iç işlerimize müdahale etmeleri önlenmeye çalışılıyordu!!!
4. Milli ve iktisadi gelişmemizi engelleyen her türlü siyasi, hukuki ve ekonomik sınırlamalar kaldırılmalıdır.
Kapitülasyonların kaldırılmasının İtilaf Devletleriyle imzalanması gündemde olan barış antlaşmasının gündemde olan temel koşullarından biri olduğu ilk kez Misakımilli kararlarında yer aldı!!!
5. İstanbul, Boğazlar ve tüm topraklarımızdaki işgal tehditleri derhal sonlandırılmalıdır.
6. Bu hükümlerin kabul edilmesi koşuluyla Meclisimiz, Boğazların tüm devletlerin ticaret gemilerine açılmasını ve Osmanlı Devleti’nin borçlarının ödenmesini garanti eder.

Misakımilli Kararlarının Önemi

- Kurtuluş Savaşı’nın programının kesinleşmiş ifadesidir.

- Genelgeler ve kongreler sürecinde milli bağımsızlıkla ilgili alınan kararların daha da genişletilerek ülkenin en yasal organında onaylanmasıdır.

- Bugünkü ulusal sınırlarımızı büyük oranda çizen ve dış politikamızın ana ilkelerini oluşturan kararlardır.

- TBMM’nin açılması sürecini hızlandıran gelişmedir.

İSTANBUL’UN RESMEN İŞGAL EDİLMESİ
(16 Mart 1920)

Meclis-i Mebusan’da Misakımilli kararlarının kabul edildiğini öğrenen İtilaf Devletleri kararları geri alınması için Meclis-i Mebusan’a baskı yaptılar. Meclis-i Mebusan’ı basarak milletvekillerinin bir bölümünü tutuklayıp Malta Adası’na sürdüler. Mecli-i Mebusan’ın tüm baskılara rağmen kararları geri almaması üzerine 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ettiler. Padişah Vahdettin, 11 Nisan 1920’de Meclis-i Mebusan’ı bir daha açılmamak üzere kapattı.

- Misakımilli kararlarının Meclis-i Mebusan’da kabul edilmesinin yol açtığı en önemli sonuç İtilaf Devletlerinin İstanbul’u resmen işgal etmeleridir.
- İtilaf Devletlerinin Meclis-i Mebusan’ı basmaları ve bazı milletvekillerini tutuklamaları ulusal iradeyi yok etmeye yönelik bir girişimdir.
- İstanbul’un resmen işgal edilmesi, Mustafa Kemal’in Amasya Protokolünde de yer almasını sağladığı “Meclis-i Mebusan Anadolu’da toplanmalıdır.” Politikasını doğrularken onun ileri görüşlülüğü de bir kez daha kanıtlanmış oldu. İstanbul’un resmen işgal edilmesi Mustafa Kemal’e Anadolu’ya geçerken hedeflediği ulusal egemenliğe dayanan yeni bir meclis açmasının haklı zeminini de oluşturmuştur.


İSTANBUL’UN İŞGALİNE TEPKİLER

- Mustafa Kemal’in başkanlığındaki Temsil Heyeti, pek çok devlete işgali kınayan telgraflar gönderdi.
- Temsil Heyeti, Ankara’da toplanacak olan millet meclisi için ülke genelinde seçimler yapılmasını, seçilecek milletvekillerinin de en kısa sürede Ankara’ya gönderilmesini kararlaştırdı.
- Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında görev yapan milletvekillerinin de yeniden seçilme şartı aranmaksızın Ankara açılacak meclise katılabileceklerine karar verdi.
Temsil Heyeti’nin bu kararı kısa bir süre önce Meclis-i Mebusan üyelerini seçen halkın iradesine saygı gösterdiğinin kanıtıdır. Ayrıca bu milletvekillerine yeniden seçilme şartı dayatılmasının ulusal birliğe zarar verebileceğinin de dikkate alındığının göstergesidir!!!

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN AÇILMASI (23 Nisan 1920):
- İstanbul’un işgali ve Mebuslar Meclisi'nin kapatılması üzerine Mustafa Kemal, Temsil Heyeti adına yayımladığı bir emirle, Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını duyurdu. Seçimler yapıldı. Seçilen milletvekilleri ile İstanbul’dan kaçabilen milletvekilleri Ankara'da toplandı ve TBMM açıldı. .Böylece millet egemenliğine dayanan yeni Türk Devletinin temelleri atılmış oldu.
- ** Yönetimde millet söz sahibi olduğu için devletin adı da "Cumhuriyet" olmalıydı. Fakat kurtuluş savaşımız devam ediyordu. Cumhuriyetin önemini kavrayamayanlar, toplumda huzursuzluğa sebep olabilirdi. Bu sebeple Cumhuriyet adının verilmesi daha sonraya bırakıldı.
-TBMM'nin açılışından bir gün sonra meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal, durumu Avrupa Devletlerine bildirdi, İstanbul Hükümeti ile yaptıkları ve yapacakları antlaşmaların TBMM tarafından tanınmayacağını duyurdu.
- 3 Mayıs 1920 de TBMM Hükümeti kuruldu. - 20 Ocak 1921 de ilk Anayasa “(Teşkilat- Esasiye)” hazırlandı.
- Anayasanın ilk maddesi: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Diyerek egemenliği halka vermiştir.
- İlk mecliste Tesanüt Grubu, Halk Zümresi ve Islahat Grubu, İstiklâl Grubu, Müdafaa-i Hukuk Grubu (M. Kemal kurdu) olarak dört grup vardı.
İlk TBMM’nin Özellikleri:
- Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.(yasama, yürütme, yargı güçlerinin mecliste toplanması)Böylece çabuk ve uygulanabilir kararların alınması sağlanmıştır.(Çünkü o sırada ülkemiz işgal altındaydı.)
- Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu ve meclisin üstünde bir gücün olmadığı belirtilmiştir.
- Meclisin başkanı aynı zamanda hükümetinde başkanıdır.
- Partileşme yoktur, gruplaşma vardır.
*** Padişahlık hemen ret edilmedi. Çünkü padişah yanlılarının tepkisini çekerek iç sorun yaşamak ve bölünmeler olsun istenmiyordu.
* Kurucu meclis niteliğindedir.
* Meclis Hükümeti sistemini benimsedi. (Bakanların meclis tarafında seçildiği sistemdir.) Cumhuriyetin ilanı ile şimdiki sistem olan “Kabine Sistemine” geçilecektir
HIYANET-İ VATANİYE YASASI
TBMM, açılışından birkaç gün sonra 29 Nisan 1920’de otoritesini güçlendirmek, aldığı kararlarla uyulmasını sağlamak, ayaklanmaları önlemek vr askerden kaçışları engellemek amacıyla Hıyanet-i Vataniye Yasası’nı kabul etti. Bu yasa ile “TBMM’nin varlığını sözde dahi inkar edenler vatan haini” olarak tanımlanmaktaydı.

İstiklal Mahkemelerinin Kurulması

TBMM, Hıyanet-i Vataniye Yasası’nı çiğeneyenleri yargılamak amacıyla 18 Eylül 1920’de çıkardığı yasa ile İstiklal Mahkemelerini kurdu. Bu mahkemeler olağanüstü koşulların olağanüstü yetkilerine sahip mahkemelerdi. Hakimleri, milletvekilleri arasından seçiliyordu.

İstiklal Mahkemeleri, yargı yetkisinin de TBMM tarafından kullanıldığının göstergesidir. Bu mahkemelerin kurulmasıyla “güçler birliği” ilkesi daha da pekiştirilmiş oldu!!!

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NE AYAKLANMALAR
Bu sıralarda Damat Ferit Paşa yeniden sadrazam olmuştu. TBMM'nin açılmasını istemiyordu. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yürüttükleri mücadelenin yanlış olduğunu savunuyordu.
Mustafa Kemal hakkında idam kararı çıkardılar. Şeyhülislam fetva yayınladı.
Halkın dinî duyguları istismar edilerek bir takım isyanlar çıkartıldı. Bu ayaklanmaları işgalci devletler de destekledi. Amaçları TBMM’yi ortadan kaldırmaktı.
1- İstanbul Hükümetinin Çıkarttığı Ayaklanmalar
a) Ahmet Aznavur Ayaklanması
b) Kuva- yi inzibatiye (Halife Ordusu): Kuvay-i Milliye’yi dağıtmak için Damat Ferit Paşa kurdu. Bu ordu, Kuvay-i Milliye
birliklerine saldırdı ise de püskürtüldü.
2- İstanbul Hükümeti İle İşgalci Güçlerin Birlikte Çıkarttığı Ayaklanmalar
a) Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı ayaklanması
b) Konya ayaklanması (Delibaş)
c) Afyon ayaklanması ( Çopur Musa)
d) Millî aşireti ayaklanması (Urfa)
e) Yozgat ayaklanması
3- Azınlıkların Çıkarttığı Ayaklanmalar
a) Pontus Rum Ayaklanması
b) Ermeni intikamcıları
4- Kuvay-i Milliye Yanlısı Olup, Sonradan Ayaklananlar
a) Çerkez Ethem ayaklanması ( Yunanlılara sığındı. I. İnönü Savaşında isyan bastırıldı.)
b) Demirci Mehmet Efe ayaklanması
** Kuva-yi Milliyetiler düzenli orduya girmemek için ayaklandı.

TBMM'nin Bu Ayaklanmaları Önlemek İçin Aldığı Önlemler:
-Hıyanet-i Vataniye kanunu çıkarıldı ve İstiklâl Mahkemeleri kuruldu.
- İstanbul Hükümeti ile haberleşmeler kesildi.
- TBMM'ye karşı çıkanlar cezalandırıldı ve TBMM'nin otoritesi sağlandı.
- Şeyhülislamın fetvasına karşı Ankara Müftüsü tarafından fetva yayın¬landı.
** Kuvay ı Milliye Birliklerinin bu isyanların bastırılmasında büyük faydaları oldu.
Bu ayaklanmalar, boş yere insan ve malzeme kaybına, düşmanın ülkeden atılmasının gecikmesine neden oldu. TBMM aldığı önlemlerle Kuvayımilliye birlikleri ve ardından kurulan düzenli oldu ile Anadolu halkının büyük bir bölümünün desteklemediği bu ayaklanmaları bastırdı.

TBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Önlemler

- İstanbul ile tüm ilişkiler kesildi.

- Hıyanet-i Vataniye Yasası çıkarıldı.

- İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
- İstanbul’dan Ankara’ya geçişi sağlayan demir yollarının bir bölümü imha edildi.

- Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi’den Ulusal Mücadele’nin haklılığını içeren fetva alınarak halka dağıtıldı.


SEVR ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)

Birinci Dünya Savaşı sonrası imzalanması gereken barış antlaşmalarının koşullarını belirlemek amacıyla Paris Barış Konreransı toplandı. Bu konferansta İtilaf Devletleri, Osmanlı Devletleri’nin topraklarını paylaşma konusunda anlaşamadılar. TBMM’nin açılış hazırlıklarının yapıldığı günlerde İtilaf Devletleriyle Osmanlı Devleti’nin Temsilcileri, imzalanması Paris Barış Konferansı sonrasına ertelenen barış antlaşmasını imzalamak için önce İtalya’nın San Remo kentinde bir araya geldiler. İtilaf Devletlerinin dayttığı koşullar Tevfik Paşa tarınfan kabul edilmeyince San Remo Konferansı, sonuç alınamadan dağıldı.

Antlaşma koşullarını zorla kabul ettirmek isteyen Yunan ve İngiliz birlikleri saldırıya geçtiler. Düşmanların ilerleyişinin durdurulmaması üzerine Padişah Vahdettin “Saltanat Şurası”nı topladı. Saltanat Şurası (Korgeneral Rıza Paşa’nın dışandaki herkes) antlaşma şartlarının kabul edilmesine karar verdi. Paris’e gönderilen heyet 10 Ağustos 1922’de Sevr Antlaşması’nı imzaladı.

Sevr Antlaşması’nın Hükümleri

- İstanbul, Osmanlı Hükümeti’nin başkenti olarak kalacak, ancak Türkler antlaşma koşullarına uymaz, azınlık haklarını gözetmezse Türklerden alınacaktı.

- Bütün devletlerin gemilerine açık bulunduralacak olan boğazlar “Uluslar arası Boğazlar Komisyonu”unca yönetilecekti.

- Doğu’da Ermeni ve Kürt devletleri kurulacaktı.

- İzmir dahil Ege Bölgesi ile Trahya’nın büyük bir bölümü Yunanistan’a; Antalya ve :Konya’yı kapsayan İç Batı Anadolu İtalyanlara; Adana, Malatya, Sivas’ı kapsayan bölge ile Suriye Fransızlara; Arabistan ve Irak İngilizlere verilecekti.

- Osmanlı Devleti’nde zorunlu askerlik kaldırılacak, ağır silahlar bulunduramayacak olan ordunun asker sayısı da elli bin yedi yüz ile sınırlandırılacak.

- Kapitülasyonlardan tüm İtilaf Devletleri ve onların vatandaşlığına geçen herkes yararlanacaktı.

Sevr Anlaşması;

- Türkleri tarihten silmeye yönelik bir antlaşmaydı.
- TBMM’nin açılmasına tepki nitelğindeydi.
- Osmanlı parlementosunda görüşülüp onaylanmadığı için hukuki geçerliliği olmayan bir antlaşmaydı.
Kanun-i Esasiye’ye göre uuslar arası bir antlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için Meclis-i Mebusan’dan onaylanması gerekiyordu. Sevr Antlaşması’nın imzalandığı tarihte Osmanlı parlementosu kapalıydı!!!
- Türk halkının Osmanlı Hükümeti’nin teslimiyetçi, vatana ihanet niteliğindeki politikalarını daha net görmesini ve TBMM’nin çevresinde bütünleşmesini hızlandıran bir antlaşmaydı.

- TBMM’nin Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandırmasından dolayı uygulanması engellenen antlaşmaydı.
- Birinci Dünya Savaşı sürecine ilişkin imzalanan barış antlaşmaları içinde uygulanmayan tek antlaşmadır.

Misakımilli kararlarını kabul eden ve tüm baskılara rağmen kararları geri almayan Osmanlı Meclis-i Mebusan açık olsaydı dahi bir tutsaklık veya yok oluş özelliklerine sahip olan Sevr Antlaşması’nı onaylamacağını kanıtlamıştı!!!

TBMM’nin Sevr Anlaşması’na Tepkisi
Osmanlı Hükümeti’nin yapacağı tüm işleri geçersiz saydığını, imzalayacağı herhangi bir antlaşmayı da tanımayacağını açıklayan TBMM, Sevr’i tanımadığını ve koşullarına’da uymayacağını da ilan etti. Türk milletine yaşama hakkı tanımayan, Türk vatanının parçalanmasını hedefleyen bu antlaşmayı imzalayan ve onaylayanların vatan haini sayılmalarını, vatandaşlıktan çıkarılmalarını kararlaştırdı.

Sevr Anlaşması’nın Padişah Vahdettin tarafından onaylanması Türk halkının Osmanlı Hükümeti’nin işbirlikçi ve teslimiyetçi politikalarını daha net bir şekilde görmelerini sağladı. Bu da halkın padişah ve Osmanlı Hükümeti’nin etkisinden kurtulmasını ve TBMM’nin etrafından bütünleşmesini hızlandırdı. Ayrıca Sevr Antlaşması, Türk halkının ulusal kurtuluş için silahlı mücadeleden başka bir seçenek olmadığı gerçeğini görmesinde de etkili oldu.

Labels:



comment closed