Eşref ziya terzi-Kan gibi dinle-Kan gibi sözleri

Eşref ziya terzi-Kan gibi dinle-Kan gibi sözleri

Dün Haber 7'ye verdiği röportajdaTürkiye'deki siyasal İslam'la igili çarpıcı değerlendirmelerde bulunan, Eşref Ziya Terzi ile yakında piyasaya çıkacak albümünü de konuşmuştuk.

3.5 yıldır albüm çıkarmayan ve hayranlarının sabırsızlığını önümüzdeki günlerde sonlandıracak olan özellikle mütedeyyin kesimin çok sevilen sanatçısı, Haber 7'ye bir sürpriz yaparak albüme adını veren "Kan Gibi" isimli eserini okurlarımızla paylaştı.

Kan Gibi 

Günleri aşka kurun 
Rengi siyahtır karın 
Geride kalsın yarın 
Dün gibi... 

Sen örümcek sen ağsın 
Ölüler kadar sağsın 
Yokluk üstün doğsun 
Gün gibi... 

Ben hiç bir zaman bendim 
Yandım damlaya döndüm 
Aynalarda göründüm 
Sen gibi... 

Can niye ezel kokar 
Yerden göğe yağan kar 
Ölü saklarmı mezar 
Ben gibi... 

An gelir yanar perde 
Gölge bensem O nerde 
Dermansızlık bu derde 
Can gibi... 

Kanım mıknatıs pası 
Demir ve aşk yarası 
Ezel ebet arası 
An gibi... 

Benmişim bana pusu 
Ver suya bir yudum su 
Niye kanın kokusu 
Kan gibi...




Bir yıldır üzerinde aktif olarak çalıştığı albümde 8 eserin olduğunu belirten Eşref Ziya Terzi, "Kan Gibi" isimli parçayı ilki farklı şekilde seslendirdiğini, yayınladığımız versiyonunun Rock tarzı olduğunu kaydetti. Terzi, albümü için şu bilgileri verdi: "Sözleri benim olan var. Bestelerden bazılarını değişik arkadaşlarım yaptı. 20 yaşındaki oğlum Burak'ın var. O da ilginç olacak. The İmam'daki, imam hatipteyken kızların kızdırdığı, saçı kesilen çocuk. Küçüklüğümü oynamıştı."
Haber 7


Ersin Çelik'in röportajı
Refah Partisi’nin hem siyaseten hem de sosyal yapılanmada zirve yaptığı dönemin, sahne önündeki figürlerinden Eşref Ziya Terzi… İmam Hatip Lisesi mezunu. Dünya üzerinde zulüm gören Müslümanlara umut aşılayan “Bir Güneş Doğuyor” parçasıyla yıllarca şaha kaldırdı İslamcı gençleri. Aşığa, sevdiğine “kutsal şehir” İstanbul gözüyle baktırdı, “Söyle İstanbul”la...
Baskı, zulüm ve yasaklamalarla boğuşan imam hatiplilerin içindeki ezikliği dışa vurduran The İmam filmiyle sürpriz yaptı.İmam Hatipli Emrullah’ın işadamı Emre olma sıkıntısını yüzlere vurdu, “özünüze dönün” mesajını verdi.
 Marmara FM’’de radyocu (patron). Yıllar sonra çıkacak olan yeni albümüyle hemhal olmuş durumda. Şimdilerde ise ayrı bir heyecan içinde… Eşref Ziya Terzi 20. Sanat Yılı’nı kutluyor. İmam hatipli kardeşleri sürpriz yaptı, www.ihlsozluk.com’un girişimi, Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara’nın desteği ile yarın Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde sevenleri ve arkadaşlarıyla kucaklaşacak.
Hayranları arasında olan bir imam hatipli olarak 20. Sanat Yılında Eşref Ziya Terzi ile söyleşmek ayrı bir duygu kattı bana. Sahne yıllarından girdiğimiz sohbet bir anda siyasete kaydı. Uyardım ama Eşref Ziya Terzi, “Ben içinde bulunduğum siyassi zeminden beslenerek bura geldim” dedi ve çarpıcı analizler yaptı. Zaten anladığım kadarıyla önümüzdeki dönemde de siyaset sahnesinde olacak. Bir de sürpriz yaptı. Yakın zamanda uzun bir aradan sonra çıkacak albümüne adına veren “Kan Gibi” isimli parçasını,  okurlarımızla paylaştı. Yarın Haber 7’ye girenler Eşref Ziya’nın daha çıkmamış albümüne isim veren “Kan Gibi” parçasını dinleyebilecek.
Sözü uzatmadan sizi sanatçı gözüyle yapılan Türkiye’deki siyasal İslamdeğerlendirmeleriyle baş başa bırakıyorum…
Neler hissediyorsunuz, 20 yıl geçmiş...89 sonları 90 diyelim... Bant tiyatrolarının içerisindeki ezgilerle başladığımız bir serüvenin 20. yılına gelmişiz. Bana da programı tertipleyen çocuklar hatırlattı.
Gerçekten, 20 yıl olduğunu anlamadınız mı?Yani hiç aklımda yoktu. Hani 2010'a girerken falan bu benim 20. yılım diye düşünmemiştim. ihlsozluk.com'daki Sait Ercan ve sevgili Taha benim ısrarla "yapmayın" dememe rağmen,  "Sensiz de yaparız ama öyle olsun istemiyoruz" dediler.
Neden istemediniz?Yanlış anlaşılır diye...

Kim niye, neyi yanlış anlayacak?İşte "a bak Eşref Ziya çocuklara 20. yıl gecesi yaptırtıyor" demesinler diye...
20 yıl az zaman mı, Eşref Ziya bu kadar mı boş görüyor kendini?Benden bazı arkadaşlara yapılabilirdi. Mesela Abdulbaki Kömür'e 25. yıl, Ömer Karaoğlu'na, Hüseyin Goncagül'e, İbrahim Sadri'ye yapılmalıydı. Gerçi arkadaşlar benim üzerimden o dönemi ve adını saydığım arkadaşları da irdelediler.
Nasıl bir program olacak?Coşkulu geçeceği düşüncesindeyim. İlgi ve alaka çok yüksek. Davetiyeler tükendi. Mini konser vereceğim. Sanatçı arkadaşlar gelecek.  Siyasiler olacak. Çok güzel bir röportaj hazırlamışlar. Bana da bir kısmını izlettiler. 89'dan bu zamana geçen süreyi çok güzel ele almışlar. Şevki Yılmaz, Numan Kurtulmuş gibi isimleri ve sanat camiasından aynı sahneyi, stüdyoyu paylaştığım arkadaşlarımı konuşturmuşlar. Bir dönem belgeseli çıkmış ortaya.
Nasıl bir dönemdi?Aslında çok sıkıntı çektiğimiz siyasetle iç içe, kol kola olunan bir dönem. Her şey biz yaşarken oldu.
ERBAKAN VE GÜLEN
Neler oldu mesela...
Biz yaşarken; Bağdat bombalandı, Afganistan işgal edildi, Bağdat ikinci kez bombalandı, Turgut Özal Başbakan oldu, Cumhurbaşkanı oldu, öldü, Erbakan Başbakan oldu, 28 Şubat dönemi oldu, Tayyip Erdoğan belediye başkanı oldu, hapse girdi, Başbakan oldu ve biz hala yaşıyoruz...
Hep siyasi örnekler verdiniz? Özal, Erbakan ve Erdoğan'ın adını verdiniz. Oysa arada başka siyasiler ve başbakanlar da var. Sizin dönüm noktalarınız bu isimler mi?Sadece benim  değil... Mesela  rahmetli Özal bu ülke için bir dönüm noktasıdır. Ama bana göre bu ülkenin son 40-50 yılına damgasını vuran iki figür vardır. Siyasal bağlamda Necmettin Erbakan'dır. Sosyal ve cemaatleşme bakımından Fethullah Gülen'dir. İki tane kırılma noktasıdır yani.
Türkiye'yi nereye götürdü bu kırılma noktası?Aslına... Tarihine doğru, olması gereken yere götürdü. İleri taşıdı. Erbakan'ın siyasi alana çıkması, Türkiye'nin Lozan'dan sonraki sürecini terse çevirdi.
BENİ SİYASİ ZEMİN VAR ETTİ
Sanat yılınızın 20. yılını konuşacaktık ama siyasete daldık...Ben siyasal zeminden beslenen bir sanatçıyım, eğlence kültüründen değil. Yaptığım bütün eylemler,  albümler, konserler, Marmara FM bir siyasi zemine dayanıyor. Cezayir'de ihtilal oluyor ve İslami Selamet Cephesi'ne iktidar verilmiyor. "Bir Güneş Doğuyor" ezgisi oradan doğuyor.
Bu kadar iç içe olmak gerekiyor muydu?Ayrıştıramazdım ki, inandığım davamdı. Sadece siyasi değil. Dünya politikaları, Filistin, Keşmir, Bosna... Dertti bizim için. Albüm kapakları bile o süreci özetler. Türkiye'de siyasette bizden etkilendi. Şu anda 30'lu yaşlardaki gençler, bizim ezgilerimizle şaha kalktı, Refah Partisi bayrakları astı, mitinglerde coştu. Omuzlarımıza basarak yürüdük. Refah Partisi teşkilatları, Milli Gençlik Vakfı'yla birlikte et ve tırnak gibiydik.

BAŞBAKAN ERBAKAN HAYAL GİBİYDİ
Peki o zaman siyasete devam edelim. Erbakan ne ifade ediyor Eşref Ziya için?
Çok şey. Türkiye'nin bugünlerinin başlangıç noktası. O olmasaydı bu kadar şuurlu olamazdık. Bize vizyon kattı, büyük düşünmemizi sağladı, dünyaya bakış açımızı değiştirdi. Buna Başbakan Tayyip Erdoğan da dahil. Bir de "Erbakan Başbakan" demek çok önemliydi benim için. O televizyonda konuşurken kendi kendime "Erbakan Başbakan, Erbakan Başbakan" diye mırıldanıyordum. Hayal gibi bir şeydi. O siyasete atılırken kimsenin bir gün başbakan olacak öngörüsü yoktu. Benim için de bir hayaldi. "Başbakan Erbakan" diye bağıranlar için de bir hayaldi. Erbakan'ı Başbakanlık koltuğuna getirtmek için çalışmadık, çalışmadı teşkilatlar. Çok farklı bir hava ve inanç vardı. Ülkeye sahip çıkma sevdası vardı.
Ya şimdi...Siyasi hayatım Refah Partisi'nin kapanmasıyla bitmişti. Refah Partisi benim için sadece siyasal bir parti değildi. Bir yaşam tarzı, sosyal kurumdu. MGV'de gözümü açtım. Gençlik başkanlığı yaptım. Refah Partisi'nde siyaset yaptım. Mitinglere katıldım, eserler okudum ve o yapıyla beraber büyüdüm. Eşref Ziya Terzi oldum. Evimiz gibiydi. Boş zamanlarımız da orada geçerdi. Sahilde gezmek, kafede oturmak, çay içmek, nedir bilmezdik. Sarıyer'de büyüdüm sahil vardı ama gözümüz görmezdi.
Refah'tan sonra Fazilet Partisi kuruldu, kabullenmediniz mi?Kabullenmeme değil. O beni içinde barındıran yapı, Refah Partisi ile bitti. Milli Görüş, Fazilet'le partileşti. Siyasal çekişme, globalleşme falan beni uzaklaştırdı.
Yanlış mı yapıldı yani?Refah Partisi yapısıyla siyasallaşamadığınızdan sonuç alınamazdı. Devleti yönetmek mümkün değildi. Olmadı da. O süreç zaten kendi mecrasında akmak zorundaydı.
Erbakan Hoca ile bir diyalogunuz var mıydı? Yok. Erbakan Hoca bizim için ulaşılması zordu. Mitinglerinden önce konser verdim ama beni sorsanız hatırlamayabilir.
BEN KONSER VERİRDİM, ERDOĞAN KONUŞURDU
Peki Erdoğan, onunla nasıldınız?
Bizim il başkanımızken idolümüzdü. Aramızda 15 yaş var. Tayyip Erdoğan, boylu, poslu yakışıklı, Refah Partili gençlerin örnek aldığı isimdi. Sonrasında işim gereği çok yakın olduk. Sayısız mitinge gittik beraber Anadolu'da. Ben konser verdim, kendisi konuşma yaptı. Uçak yolculuğumuz çoktur. Seyahatlerde, miting öncesi ve sonrasında konuştuk. Gördüğü zaman da konuşur, hal hatır sorar. En son ÖNDER'in imam hatip kurultayında görüştük, hal hatır sordu. Daha öncesinde radyocular toplantısında herkesle el sıkıştı, benimle 2-3 dakika sohbet etti. "Hala Sarıyer'de mi oturuyorsun?" diye sordu mesela... Sağolsun unutmamış!
O zamanlar kendisiyle ilgili bir öngörünüz var mıydı? Mesela Başbakan olması...Vardı. Sadece benim değil bir çok insana göre gelecekte bu ülkeyi yönetecek siyasetçiydi. Belediye başkanı adaylığının açıklanmasından sonra ilk benim konuğum oldu, röportaj yaptık Marmara FM'de...
Nasıl birisiydi, değişme var mı? Çok şahsiyetli birisidir. Ben öyle biliyorum. Gelişmiş, bakış açısı değişmiştir ama kişilik olarak böyle bir gözlemim olmadı. Onu tanıyacak kadar da yolculuk yaptım. Samsun'dan buraya Doğan marka araçla geldik. Kimi zaman da o sürmüştü. Mola verdik, yemek yedik, namaz kıldık. "Tayyip abi" diye hitap ediyordum.
Hâlâ "Tayyip abi" mi?Son ÖNDER buluşmasında, karşılaştığımızda Tayyip abi diyecektim ama son anda "Başbakanım" dedim. Ama çok da garip geldi, "Başbakanım" demek. Protokol vardı. Yoksa yine "abi" derdim. Yadırgamazdı da.
GÜLEN BİRLİK BERABERLİĞE KATKISI BÜYÜK
Erbakan'ın yanı sıra Türkiye'nin bir diğer kırılma noktası olarak da Fethullah Gülen'i gösterdiniz. Biraz da bunu konuşalım...
Çok önemli bir isim. Başlı başına hareketi ve yurt içi ve dünyanın hemen her noktasındaki okulları. Çok önemli çalışmalar yapılıyor. Birlik ve beraberlik sağlanmasında katkıları var. Birlikteliği başarıp onu ticaretle de koordine ettiler. Bu kadar insanı bir arada tutmak müthiş bir çalışmadır bence.
"KAN GİBİ" ALBÜM
20. yılınızı kutlayacaksınız ama bir de uzun bir aradan sonra albüm de çıkıyor.Albüme başladık. Hatta albüme adını veren "Kan Gibi" isimli parçayı da ilk defa Haber 7 okurları dinleyecek. Kendi siteme dahi koymadım. (Alışılmış Eşref Ziya tarzından farklı olan "Kan Gibi" yarın Haber 7'de yayınlanacak -E.Ç.-)
Teşekkür ederim. Kaç yıl oldu albüm yapmayalı?3.5 yılı geçti. Bir yıldır aktif olarak çalışıyorum. 8 eser var. 'Kan Gibi'nin iki versiyonu olacak. Sitenizde yayınlanan Rock versiyonu gibi. Renk olarak koyacağım albüme. Diğeri daha akustik sazlar, ritimler olacak. İki farklı aranjörle çalışacağız.
Eserler kime ait?Sözleri benim olan var. Bestelerden bazılarını değişik arkadaşlarım yaptı. 20 yaşındaki oğlum Burak'ın var. O da ilginç olacak. The İmam'daki, imam hatipteyken kızların kızdırdığı, saçı kesilen çocuk. Küçüklüğümü oynamıştı.
"YEŞİL POP" HAKAN ALBAYRAK'IN GAFLETİ
Tarzınız için kimi çevrelerde "Yeşil Pop" denmesine ne diyorsunuz bilmem ama eskisi gibi albüm yapılmıyor. O devir geçti mi, milyonları geçen alıcılara ne oldu?
"Yeşil Pop" tanımı Hakan Albayrak'a aittir. Bir gaflet anında sarf etti. Bizim eseleri dinlemeden bu tanımı yaptı. Daha sonra da "ben bu eserleri kast etmedim" diye düzeltti zaten. "Neden albüm yapılmıyor"a gelince... Satılmıyor. Dinlenme oranında bir değişiklik yok. Yeni nesil beni dinliyor. "Ağlama Karanfil", "Söyle İstanbul" gençlerin dillerinde. Konserlere katılım bunların göstergesi. İnternet albüm satışlarını öldürdü. Sadece bizde değil, Unkapanı'nın genelinde bütün dünyada böyle. CD olayı bitti. Müziğe ulaşmak çok kolay artık. Yeni çıkacak albümden de çok beklentim yok. Sanatçı olarak bunu yapmak zorundayım ama. 15 bin albüm arşivlere konur ama. Buradan da duyurayım; Zaten 20. yıla özel bütün albümleri tek bir albümde toplayıp dinleyicilerime sunacağım. Kütüphaneye konulacak, ileride çocuklara dinletilecek bir çalışma olsun istiyorum.
En çok sevilen eserleriniz hangisi?Ağlama Karanfil, Sensin gülüm, son zamanlarda Söyle İstanbul... Konserlerde çok istiyorlar bu parçaları.Sağda solda dinlenirken de duyuyorum. O zaman Eşref Ziya olmuyorum. Bende oturup dinliyorum ve Eşref Ziya değil de başkası gibi geliyor. Ardından kendime gelip hakikaten güzel şeyler yapmışız dediğim oluyor.
TARKAN KONSERİNDE DANS EDEN BAŞÖRTÜLÜ ELEŞTİRİLİR
Eşref Ziya'yı en çok hangi kesim dinler?Konserlerde her türlü insana rastlamak mümkün. Başı açık, kot pantolonlu, askılı giyinmiş kızlar da geliyor. Ama genel olarak bizim imam hatipli gençler ağırlıkta.
Sizin konserlere başı açıklar geliyor eğleniyor, Tarkan'ın konserine başörtülü bir kızın gitmesi eleştirilir mi?Eşref Ziya'nın konserindeki başı açıkla Tarkan'ın konserindeki başörtülü tam olarak karşılık bulmaz. Benim konserimde zıplayıp, oynatacak bir hava olmaz. Ama Tarkan'ın konserindeki bir başörtülünün dans etmesi, oynaması falan açık açık eleştirilir. Pop konserindeki ambiyans tesettürün mantalitesine uymaz. Sadece başörtülü bir kız değil, İslami yaşam tarzını benimsemiş erkek için de geçerli bu. İnsan su gibidir. Kabının şeklini alır. Eşref Ziya konserinde farklı Tarkan konserinde farklı olur. Ama başı kapalıların da dozaj aşmadan, konsere gitmeye, alkış tutmaya, parçalara eşlik etmeye hakları var. Kısıtlarsan bir yerden patlar zaten. Sosyal haktır bu. Ölçüyü biraz da sanatçı koyar zaten. Ben bunu gözeterek eğlendirmeye çalışıyorum.

Haber 7

Labels:



comment closed